İnsan ve Evrim

Çağlar boyu olgu ve olaylara farklı yaklaşan düşünürler, insanın nasıl yaratıldığı konusunda farklı tez ve antitezler ileri sürmüşlerdir.

Tezlerini evrime dayandıran düşünürler, evrim nazariyesini geliştirmişlerdir.  “Evrim nazariyesi, bu fikir kendisine mal edilmek istenen Darwin tarafından kurulmuş veya temellendirilmiş değildir. Bu, asırlardan beri vardı. Eski Yunan filozoflarından biri olan Anaksimandros (M.Ö. 610-547), öğrencilerinin daha sonra felsefî fikir haline getirdikleri ilk evrim fikrini ortaya atmıştır. Ona göre, bütün hayvanlar azar azar gerçekleşen bir değişme (changement) sonucu meydana geldiğini ve insanın bu değişmenin en son safhasında yer aldığını en eski yaratığın da balık olduğunu söyler…

Evrim nazariyesine ihvan el-Safa risalelerinde[1] ve diğer bazı Müslümanların eserlerinde rastlayan Newyork’da Profesör Amerikalı Şarkiyatçı Draper, «İlim Din Kavgaları» isimli eserinde şunları açıklıyor: Asrımızda ortaya çıktığını sandığımız fikirleri onların eserlerinde rastlamaktan bazen sürpriz içinde kalıyoruz. Modern evrim doktrini ve canlı varlıkların gelişmesi (développement) okullarında okutulmuş olması da böyledir. Hatta onlar bu doktrini cansız varlıklara, madenlere kadar yaymakla bizim onu tatbikimizden çok daha ileriye götürmüşlerdir.”[2] Evrim nazariyesini Determinist evren algısına göre savunmak kolaydır. Determinist evren algısında Tanrı ilk hareket ettirici olarak en hassas ayarla evreni tetiklemiş ve evren oluşum sürecine girmiştir. Tanrı bir daha olaylara katılmamış atıl bir tanrıdır. Evrim nazariyesine göre en eski yaratık balık evrimleşerek insanda son halini almıştır. Oysa Rabbimiz;

Allah dilerse bizi de giderir yerimize yepyeni bir tür yaratır (=Halkin cedid)[3]

Gökleri ve yeri, örneksiz yaratan O’dur. Bir şeyin olmasına karar verdi mi onun için sadece “Oluş!” der, o şey oluşur.(Bakara/117)

Bir şeyi irade ettiğinde yaptığı tek şey ‘Ol!’ demesidir sonra o şey oluşur. (Yasin/82)

Günümüzde bazı düşünürlerimiz ise evrimi farklı değerlendirmektedirler. Bakara 30. Ayeti delili getirerek, Rabbimizin yeryüzünde bir halife var edeceğim (ceale) ve meleklerin cevabını temel alarak  “Orada fesat çıkaracak, kan dökecek birini mi var edeceksin.” Diyen meleklerin çıkarımlarını kan ve fesat çıkaran varlığın ilk yaratılan Beşerler (hayvansı ilkel insan) olduğunu savunmaktadır. İlk yaratılan bu beşerler,  hiçbir şey bilmiyordu yeryüzünde kan döküp fesat çıkarıyordu. Bu varlıklar akılsız, iradesiz, vicdansızdı, ancak aradan uzun bir zaman dilimi geçtikten sonra[4] bu beşerlere ruh üflenmesiyle “beşerlerin” insan olduklarını bu sayede iradeli, akıllı ve vicdanlı birer varlığa dönüştüklerini savunmaktadır. [5]

Tez ve anti tez üretmek yerine en doğrusunu kitabımız Kur’an’dan öğrenebiliriz. İlk yaratılan Âdem ve Eşinin yaratım sürecini ayetler ve kavramlar[6] bütünlüğü içerisinde okumamız gerekir.

Ey İnsanlar! Atanızı bir tek nefisten yaratan, eşini de o nefisten yaratan, o ikisinden pek çok erkeği ve kadını üreten Sahibinizden çekinerek kendinizi koruyun. Birinden bir şey isterken adını andığınız Allah’a, bir de akrabalık bağlarına saygılı olun. Allah sizi gözetlemektedir.(Nisa/1)

Yarattığı her şeyi güzel yaratan ve o insanı (dem’i) yaratmaya çamurdan başlayan O’dur. (Secde/7)

“Âdem ile Havvâ, topraktan bebek yaşta değil, gelişimlerini tamamlamış olarak çıkmışlardı.”[7]

Sonra onun soyunu bir özden; zayıf bir sudan yaratmıştır. (Secde/8)

İnsana ana rahminde Ruh üflenince kazandığı vasıflar şöyle sıralanır;

Sonra (organlarını tamamlamış) dengesini kurmuş ve ona ruhundan üflemiş;  (böylece) size dinleme, ileri görüşlü olma (basiret) yeteneği ve gönüller vermiştir. (Bu yetenekleri) Ne kadar az değerlendiriyorsunuz! (Secde/9)

İlgili diğer ayetler için bakınız: ”(Al-i İmran/6) – (Zümer/6) –  (Müminun/ 12.13.14.15.16.)

Âdem’in nesli olan insan için Resullulah bir hadisinde;

“Her birinizin yaratılışı ana rahminde nutfe olarak 40 gün derlenip toparlanır. Sonra aynen öyle (40 gün daha) alaka (yapışan şey) olur. Sonra yine öyle (bir 40 gün daha) mudga (et parçası) hâlinde kalır. Ondan sonra melek gönderilir. Ona ruh üfler…”[8]

Sonra (organlarını tamamlamış) dengesini kurmuş ve ona ruhundan üflemiş;  (böylece) size dinleme, ileri görüşlü olma (basiret) yeteneği ve gönüller vermiştir. (Bu yetenekleri) Ne kadar az değerlendiriyorsunuz! (Secde/9)

İlk yaratılan Âdem ve Eşi ayetlerden de anlayacağımız gibi insan türünün ilk örnekleridir. Âdem’e Ruh üflenmesi yaradılışından sonra olmuş,  çocuklarına ise anne rahminde ruh üflendiğinde olmuştur.

Ayetler ışığında atamız Âdemle başlayan serüvenimizi toparlayacak olursak:

Bakara suresi 30. ve 39. Ayetlerle ilgili konu bütünlüğü Taha suresi 115. 124 arasındaki ayetler, Araf suresi 11.ve 25. Ayetler, Sad suresi 71. ve 85. Ayetler ile Hicir suresi 28. Ve 42. Ayetler arasındaki açılımlarla birlikte okunduğunda ayrıca konuyla bağlantılı diğer ayetlerle de bütünlük sağlandığında;

Sizi topraktan yaratmış olması Allah’ın ayetlerindendir. Sonra bir de bakarsınız ki siz bir insansınız, dolaşıyorsunuz.(Rum/20)

Ey insanlar! Kabirlerden kalkma konusunda şüpheniz varsa (düşünün): Sizi önce topraktan sonra döllenmiş yumurtadan, sonra alakadan, sonra da bir çiğnem et parçasından belli belirsiz şekilde yarattık. Bu sözler, size olup biteni beyan etmemiz içindir. Yaşamasını tercih ettiğimizi belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde tutar, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarırız. Sonra da ergenlik çağına eresiniz (diye yaşatırız). Kiminiz vefat ettirilir[9] , kiminiz de ömrün en düşkün çağına kadar yaşatılır ki bilirken bilemez hale gelsin. Toprağı da kupkuru görürsün ama üzerine suyu indirdik mi kıpırdar, kabarır ve her türlü güzel bitkinden bir eş bitirir.(Hac/5)

Ayetler kombinasyonundan da anlaşılacağı gibi Âdem ve eşinin yaratılışı topraktan,[10] su, toprak karışımı balçıktan[11] başlayıp yeryüzü cennetinde ilk türsel varlık (beşer-insan) olarak Âdem ve Eşi yaratılmıştır. Yaratılış amacı ise;

Cinleri ve insanları, kulluğu sadece bana yapsınlar diye yarattım.(Zariyat/56)

Ölümü ve hayatı yaratan odur[12]. Bunlar; hanginiz daha güzel iş yapacak diye sizi yıpratıcı bir imtihandan geçirmek içindir. O güçlüdür, bağışlayıcıdır.(Mülk/2)

Allah Teâla imtihana tabi tutuğu Âdem’e ilk emrini vermiş,  Âdem Rabbinin emrini UNUTMUŞ[13],  İblisin ayartmalarına kanmış sonuçta  [14]Rabbine asi olmuştur. Emir ve yasaklar Âdem’e verilen ilk emirle başlayıp, son saate kadar, Cenab-ı Hakkın Nebi-Elçileriyle toplumlarına bildirdiği emir ve yasaklarla devam etmiştir. Emir ve yasaklar her dönemde tüm insanları kapsayan ve kişiyi yaptıklarından sorumlu tutan bir süreçtir.

Yüzünü dosdoğru bu dine, Allah’ın insanları yarattığı fıtrata çevir. Allah’ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur. Doğru din budur ama çoğu insan bunu bilmez.(Rum/30)

Ey insan! Sen neyine güveniyorsun da cömert olan Rabbine (Sahibine) karşı geliyorsun?(İnfitar/6)

Seni yaratan, (diğer insanlarla) eşitleyen[15]ve dengeni kuran[16]O’dur.(İnfitar/7)

Seni belirlediği yapıda oluşturan da O’dur[17](İnfitar/8)

Âdem’e ruh üflenmeden önce yeryüzünde nice beşerler varsa ve meleklerin itirazı bu beşerlere ise yukarıda verdiğim ayetler kombinasyonunda; ilk yaratılan beşere ruhun üflenmesi ile Âdem’e isimlerin öğretilmesi aynı olayı anlatmıyor mu? Ya da Âdem’in iki oğlunun arasında, yaşanan diyaloğu nasıl anlamamız gerekiyor? Ayetler ışığında; Allah ne demişse o diyerek, konuyu o şekilde toparlayıp anlamamız gerekir. Gerisi boşa kürek çekmektir. Spekülasyon üretmektir.

Onlara Âdem’in iki oğluna ait şu olayı tüm gerçekliği ile anlat. Bir gün Allah’a birer sunuda bulunmuşlardı da birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti.

Sunusu kabul edilmeyen: “Seni kesinlikle öldüreceğim“ dedi.

Öteki: “Allah sadece kendinden çekinerek korunanlarınkini kabul eder” dedi. “Beni öldürmek için el kaldırsan bile seni öldürmek için ben el kaldırmam. Ben, bütün varlıkların Sahibi Allah’tan korkarım. Dilerim ki benim günahımı kendi günahınla birlikte sırtlanasın da cehennem ahalisinden olasın. Yanlış yapanların cezası işte budur.”

İçinden bir dürtü onu, kardeşini öldürmeye itti ve öldürdü. Böylece kaybedenlere karıştı gitti. Derken Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermesi için, yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazık bana, ne kadar aciz kaldım! Şu karga kadar olup kardeşimin cesedini gömemedim!” dedi. Sonra ettiğine pişman oldu. Bu sebeple İsrailoğullarına şunu yazdık: Kim, adam öldürmemiş veya ortalığı birbirine katmamış birini öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir hayatı kurtarırsa bütün insanları hayatını kurtarmış gibi olur. Elçilerimiz onlara, açık belgelerle (mucizelerle) gelmişlerdi. Buna rağmen onların çoğu aşırı davranışlar göstermişlerdi. (Maide/27.28.29.30.31.32.)

Maide suresinde geçen ayetlerden de anlaşılacağına göre, ilk öldürme eylemini gerçekleştiren Âdem’in iki oğlundan biridir.

Buhari ve Müslüm’de geçen İbn-i Mes’ud tan gelen rivayete göre: “Her hangi bir kimse zulmen öldürülürse onun kanından bir hisse Âdem’in ilk oğluna ayrılır, çünkü o, adam öldürme çığırını açanların birincisidir”[18] Hadis ve Ayetlerden de anlaşılacağı gibi arzda daha önce beşerler fesat çıkarmamıştır. Katil olan kardeşe, Allah, bir karga ile durumu bildirmeseydi kardeşine ne yapacağını bilmiyordu. Hadis ve ayetlerden de anlaşılacağı gibi beşerden insana doğru gelişen bir evrim süreci yoktur.

Âdem topraktan yaratıldı süzülen balçıktan; çocukları ise nutfeden yaratılmıştır. Onlar hem beşer hem insandırlar. Âdem ve eşi, hata yaptılar ve cennetten kovuldular. Âdemin iki oğlundan biri ilk öldürme eylemini başlattı.

Ayrıca bütün Elçiler kendilerinin birer “Beşer” olduğunu vurgulamaktadırlar.[19]

Yahudiler ve Hristiyanlar: “Biz, Allah’ın oğulları ve sevdiği kimseleriz” dediler. De ki “Öyleyse niçin günahlarınızdan dolayı size azab ediyor?” Hayır, siz O’nun yarattığı beşerlerdensiniz (insanlardansınız). Allah, bağışlanmayı tercih edeni bağışlar; azabı tercih edene de azab eder. Göklerde, yerde ve bu ikisinin arasında tüm yetkiler Allah’ın elindedir. Dönüş O’nadır.(Maide/18)

İsa’nın durumu Âdem’in durumu gibidir…(Ali İmran/59)

İnsana ruh üflenmiş olması bizi diğer yaratılmış canlılardan farklılaştırmaktadır.  “Ruh kişiye, elde ettiği bilgileri değerlendirme, yeni bilgilere ulaşma ve hayat tarzını değiştirebilme özelliği kazandırdığı için onu imtihan edilebilir bir varlık haline getirir. ” [20]

Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da Allah’ın ayetlerindendir. Bunda, bilenler için ayetler vardır.(Rum/22)

Mürüvvet Çalışkan

___________________________________________________________________

[1] îhvân el-Safa’ya göre, insanın mertebesi bütün hayvanların mertebelerinin üstündedir. Bununla beraber bazı hayvanlar insana yakındırlar. Maymun da insana anatomik olarak yakındır.

[2] http://dergipark.gov.tr/download/article-file/14539/ DARWÎN’DEN ÖNCE İSLAM DÜŞÜNÜRLERİNDE EVRİMLE

İLGİLİ FİKİRLER/ İsmail Yakıt /01.02.2019

[3] Bknz. Fatır/16 ve Kaf/15

[4] Bknz İnsan/ 1.

[5] Yaratılış ve Evrim / Mustafa İslamoğlu / Düşün Yayıncılık / 2015 / Üçüncü Bölüm: Beşer Nasıl İnsan Oldu

[6] Halife, nefis, beşer, insan vd. birçok kavram

[7] www.suleymaniyevakfi.org/fitrat-ve-tip-arastirmalari/adem-ve-havva.html/01.02.2019

[8] Mehmet Sofuoğlu, Sahih-i Müslim ve Tercemesi, VIII/114.

[9] Zümer 39/42’ye göre vefat, işi biten ruhun bedenden ayrılmasıdır. Allah ruhu iki şekilde vefat ettirir, biri uykuya daldığında, diğeri de öldüğünde olur. Ruh, bilgisayarın işletim sistemi gibi bütün bilgileri korur. Onun için Allah, hem uyuyan hem de ölen bedenin ruhunu koruma altına alır. Uyuyan insanın ruhu, uyandığında, ölen kişinin ruhu da vücut yeniden yaratıldığında geri döner. (Bkz. Müminûn 23/100 ve Tekvîr 81/7)

[10] Bknz. Taha/55, Rum/20,

[11] Bknz. Hicir/26, Rahman/14, Saffat/11, Secde/7, Müminun/12, En’am/6

[12] İnsan ortaya çıkıncaya kadar uzunca bir zaman geçer (İnsan 76/1). Onu oluşturan parçalar vardır ama o yoktur. Sonra yaratılır ve yıpratıcı bir imtihandan geçirilir. Sonra ölür ve onu oluşturan parçalar toprak olur. İmtihanın sonucunu görmek için topraktan son kez yaratılacaktır. Böylece her insanın başından iki ölüm ve iki hayat geçmiş olacak )  (Mümin 40/11 ve Bakara 2/28) ve artık ölmeyecektir. Önce ölümün sonra hayatın yaratılması bunu gösterir.

[13] Bknz Taha/115, Araf/121,122

[14] Bknz. Taha-120,121,122,123

[15] Seni diğer insanlarla aynı organlara sahip kılan.

[16] Sana ruh üfleyerek diğer insanlarla denk hale getiren.

[17] Allah’ın bâri’ sıfatı vardır; her yarattığını farklı yaratır. Bu sebeple her insanın yapısı diğerlerinden farklıdır.

[18] Riyazü’s- Salihin ve Tercümesi/Diyanet işleri bakanlığı yayınları/  Birinci Cilt / Ankara 1991 s. 215

[19] Bknz. Fussilet/6, Kehf/110

[20] Kitap ve Hikmet Dergisi/Sayı-21/ Ruh Allah’tan Gelen Bilgi ve Bilgiyi Değerlendirme Yeteneği/ Prof.Dr. Abdülaziz Bayındır/ 2018

Mürüvvet Çalışkan

Mürüvvet Çalışkan