Yapısal Reformlar Ekonomik Krizi Bitirir mi?

Yapısal reform kavram olarak 1971’li yıllardan sonra Dünya Bankası ve IMF’nin ekonomisi krize girmiş ülkeleri krizlerden (sözde) kurtarmak için gittiklerinde dayattıkları kurallara verilen isimdir. Dünya Bankası ve IMF gittikleri ülkelerden mali reformlar, finansal reformlar ve yapısal reformlar başlıkları altında çeşitli düzenlemeler istiyorlardı.

Mali reformlar başlığı altında kamu harcamalarının küçültülmesi, kamu borcunun kısılması ve bütçe açığına mani olunması hedefleniyordu. Bir diğer ifade ile borcun kamudan özel sektöre kaydırılması hedefleniyordu. (Gelinen noktada Türkiye’nin en önemli sorunun özel sektör borcu olduğunu hatırlatmakta fayda var. Demek ki faizli borcun her türlüsü ekonomiyi zora sokar. Bakara 2/276 ”Allah, faizli işleri dara sokar.”)

Finansal reform başlığı altında uluslararası sermaye hareketlerini serbestleştirmek için yapılması gerekenler, merkez bankası bağımsızlığı ve enflasyon ile mücadele için atılması gereken adımları görüyoruz.

Yapısal reform başlığı altında ise siyasal ve sosyal bazı adımlar var.

Bu kavramlar aslında neo liberal ekonomik düzenin restorasyon kavramlarıdır.

Yapısal reform konusunu en çok dile getiren bir ekonomist konuyu şöyle anlatıyor: ”Ekonomiyi yakından ilgilendiren ve etkileyen siyasal sistem, yargı sistemi, eğitim sistemi hep birer yapısal reform alanıdır. Demokratik, kapitalist ve dışa açık bir sistem içinde yer alan bir ekonominin bu sistemin koşullarına ve çerçevesine uyması gerekir. ”

Söz konusu ekonomistin idealize ettiği kapitalist sistemin önde gelen temsilcilerinden ve ülkemizin önde gelen holdinglerinden birisinin yönetim kurulu başkanı sistemin içinde bulunduğu durumu şu sözlerle özetliyor: ”Bu düzen şimdi tehdit altında.”

Hangisine inanmamız gerekiyor?

Ekonomik krizlerin çözüm yollarını konuşurken; faizli borç sorunu nasıl çözülür, gelir dağılımındaki eşitsizlik nasıl çözülür, finansal sektör ve reel sektör hangi yöntemlerle beraber çalışabilirler konuları konuşulmadan krizden çıkışın ön şartı olarak yapısal reformlardan bahsetmek ve esas makro dengesizlikleri konuşmamak, faizli borca dayalı kapitalist düzenin yetersizliğinin üzerini örtmeye çalışmak için bir yöntem. Bunun altında yatan sebep ise dış açık ve dolayısı ile dış borç ile büyümeye devam etme isteği.

Ülke dış ticaret açığı verdiği zaman bu açığı mecburen dış borç ile kapatmak zorunda. Bu kurguda bir yanlışlık var.

Yapısal reform başlığı altında bahsedilenleri anayasa değişikliği, seçim sisteminin ve siyasal partiler sisteminin düzenlenmesi, eğitim sisteminin dönüştürülmesi ve siyasal etkilerden bağımsız bir adalet sistemin kurulması olarak özetlemek mümkün.

Demokrasi ve hukuk hiç kuşkusuz kaliteli bir hayat yaşamak için gerekli. Ancak ana ilkeleri batıdan veya doğudan mı almalıyız? Bu konuda Bakara Suresi’nin 177. ayetine dikkat çekip konumuza devam edelim.

Bakara 2/177

İyilik, yüzünüzü doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir.

Bahsedilen düzenlemelerin idealize edildiği şekilde olmayan ama cari fazla veren ülke var mı? Var.

Çin’in 2018 toplam dış ticaret fazlası 352 milyar dolar.

Bu düzenlemelerin en ideale yakın olduğu iddia edilen ve cari açık veren ülke var mı? Var.

ABD Ticaret Bakanlığı, ülkenin 2018 yılında 621 milyar dolar dış ticaret açığı verdiğini açıkladı.

Şimdi biz Çin demokrasi ve hukuk konusunda Amerika’nın ilerisindedir diyebilir miyiz?

2018 yılı genelinde Almanya’nın 227.8 milyar euro ticaret fazlası verirken İngiltere 2017 yılında 222 milyar dolar ticaret açığı verdi.

Şimdi biz demokrasi ve hukuk konusunda Almanya İngiltere’nin ilerisindedir diyebilir miyiz?

Demokrasi ve hukuk daha iyi bir ekonomiye sahip olmak için istenmez. Bunları kaliteli bir hayat sürmenin şartlarından sayabiliriz.

Demokrasi ve hukuk olmadan daha iyi bir ekonomiye sahip olunacağı düşünülürse bunlardan vazgeçmemiz mi gerekecek?

Dikkatleri başka yöne çekip esas odaklanmamız gereken noktalardan uzaklaşmamalıyız. Mesele faizsiz ve üretime yönelik bir ekonomik model ile dış açık vermeden, işsizliği düşürerek ve gelir adaletsizliğini azaltarak ilerleyebilmenin yollarını bulmak.

 

Ömer Mahmut Kuzanlı