Düşünün. Gördüğünüz, duyduğunuz ve yaşadığınız her anın üzerine düşünün. Lakin her düşüncenizi, sizi Rabbinize götürecek şekilde kurgulayın. Yaşadığınız hiçbir şeyin boş ve tesadüf olmadığını hatırlayarak tefekkür edin.
Kafanızı kazara çarpmanızı, seğiren parmağınızı, ağrı giren diz kapağınızı, hapşırmanızı, kaşınan kolunuzu, açlık hissinizi ve bedeninizin hissettiği daha nice duyguyu; gün içerisinde alabileceğiniz ibretler üzerinden değerlendirin. Sebebini bildiklerinize şükrederek onları bir kenara koyun; sebepsiz gibi görünenlere odaklanın. Rahman ve Rahim olan Allah’ın, her şeyi en ince detayıyla yaratmasına hayran kalın. Hissettiğiniz her şeyin biz bilsek de bilmesek de, anlasak da anlamasak da bir sebebi olduğunu hatırlayın. Heyecanla dolun ve Rabbinize hayran kalın. Bildiğiniz ve bilmediğiniz her sebep için O’na şükredin.
Düşünün. Dünyadaki milyarlarca insanı düşünün. Aynı anda üzülen, sevinen, kızan, heyecanlanan, yiyen, içen, kazanan, kaybeden, uyuyan, uyanan, hastalanan, iyileÅŸen, evlenen, doÄŸan ve ölen insanları düşünün. Sonra onların hepsini bilen Rabbinizi düşünün. Bir de üzerine düşen yaprakları, esen rüzgarı, bulutları, yaÄŸmur tanelerini, çiçekleri, hayvanları ve daha nicelerini ekleyin… Ve yine bunların hepsini kuÅŸatan Rabbinizi düşünün. MüthiÅŸ deÄŸil mi? O’na ve emrettiklerine itaat etmekten daha güzel ne olabilir?
Rabbim bizden razı ol. Zihnimizi, dilimizi, bedenimizi ve amellerimizi; nefsimizin ve ÅŸeytanın vesveselerinden arındır. Güzeli görüp haline şükredenlerden, yanlışı itip doÄŸrusunu yapanlardan, birlik olup kardeÅŸliÄŸi seçenlerden, sabredip her manada zafere koÅŸanlardan, bütün vesveseleri susturup Rabbine varanlardan olmak duasıyla…