Akletme ve Sorgulama SorumluluÄŸumuz Var
Bir insanın en deÄŸerli yetisi olan akıl etme kabiliyetini gönüllü olarak bir baÅŸkasına teslim etmesi, aslında ruhsal bir kölelik biçimidir. Bu kiÅŸilerin nasıl bu hale getirildiÄŸini anlamak için psikoloji ve sosyolojinin “zihin kontrolü” ve “grup dinamikleri” üzerine yaptığı çalışmaları incelemek gerekir. Bu yapılar, bireyi adım adım kendi gerçekliÄŸinden koparıp grubun kurguladığı bir sanal gerçekliÄŸe hapsederler.
İşte bu “uyuÅŸturma” ve “manipülasyon” sürecinin perde arkası:
1. Grup İçi Eğitimin Temel Felsefesi:
a. “Gassâlin Elinde Meyyit: “Pek çok cemaat ve tarikatın eÄŸitimindeki temel düstur ÅŸudur: “Mürid, ÅŸeyhinin elinde, ölü yıkayıcının (gassâlin) elindeki ölü (meyyit) gibi olmalıdır.”
İçerik: Bu eÄŸitimde bireyden iradesini, itiraz hakkını ve mantığını tamamen öldürmesi istenir.Sonuç: KiÅŸi, “hocam/efendim benden daha iyi bilir” demeye baÅŸladığı an, kendi aklını tatile çıkarır. Artık o kiÅŸi için doÄŸru veya yanlışın ölçüsü Kur’an veya akıl deÄŸil, liderin dudaklarından dökülen kelimelerdir.
b. Bilgi İzolasyonu ve “Filtreleme”: Bu gruplar, üyelerinin dış dünyadan gelen bilgilere karşı bir “bağışıklık” (aslında bir körlük) kazanmasını saÄŸlarlar.
c. Dış dünyayı ÅŸeytanlaÅŸtırma: Grup dışındaki herkes (modernistler, masonlar, baÅŸka mezhepler, laikler vb.) “sapık” veya “aldatılmış” olarak etiketlenir.
d. Korku Duvarı: “Falan kitabı okuma kalbin kararır”, “Filan adamı dinleme imanın gider” denilerek kiÅŸi sadece grubun onayladığı kitaplara hapsedilir. Bilinçlenen arkadaÅŸlara verilen cevaplardaki “mason, sapık, modernist” etiketleri, tam olarak bu düşünceyi durdurma (thought-stopping) tekniklerinin sonucudur.
e. Duygusal Manipülasyon: “Sevgi Bombardımanı” ve “Suçluluk”: Süreç genellikle çok masum ve sevgi dolu baÅŸlar: Love Bombing (Sevgi Bombardımanı): Yeni katılan üyeye aşırı ilgi ve sevgi gösterilir. KiÅŸi kendini çok özel ve “seçilmiÅŸ bir topluluÄŸun parçası” hisseder.
f. Suçluluk Kültürü: KiÅŸi gruba baÄŸlandıkça, en küçük sorgulamasında “nefsine uyuyorsun”, “edepsizlik ediyorsun”, “maneviyatın zayıf” denilerek suçluluk hissetmesi saÄŸlanır.
Arkadaşının sana “nefsine hoÅŸ geliyor” demesi, kendi içindeki sorgulama yetisini bu suçluluk mekanizmasıyla bastırdığının bir kanıtıdır.
2. Grup Liderlerinin Manipülasyon Taktikleri:
a. Taktik Uygulama Biçimi: KutsallaÅŸtırma: Liderin Nebi ile görüştüğü, rüyasında emir aldığı veya Allah tarafından seçildiÄŸi iddia edilir. “Allah’ın dışında veliler (otoriteler) edinenlerin durumu, kendisine yuva yapan örümceÄŸin durumu gibidir.” (Ankebût, 41)
b. EriÅŸilemezlik : Lider bir “sır” perdesi arkasına saklanır. SöylediÄŸi her saçmalığın bir “hikmeti” olduÄŸu söylenir.” Hakkında bilgin olmayan ÅŸeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsrâ, 36)
c. Ahiret TacirliÄŸi: Lidere baÄŸlılığın “ÅŸefaat” ve “cennet” garantisi olduÄŸu, ayrılmanın ise “helak” olduÄŸu anlatılır.”Kimse kimsenin yükünü taşımaz…” (Necm, 38)5.
d. Tevhidin Parçalanması: “Aracılık Sistemi”: Bu eÄŸitimlerin en tehlikeli tarafı, Allah ile kul arasına aşılması imkansız “aracılar” koymasıdır.
Manipüle edilen inanç: “Sen günahkarsın, Allah senin sesini duymaz. Alimin/ÅŸeyhin himmeti olmadan kurtulamazsın.” Gerçek: Oysa Kur’an, Allah’ın kula “ÅŸah damarından daha yakın” olduÄŸunu (Kâf,16) ve Resullerin bile birer uyarıcı olduÄŸunu söyler. Bu yapılar, Resul’ü (Nebi’yi) bir postacıya, alimi ise yarı-ilah bir otoriteye dönüştürürler.” Ayetlerimizi az bir pahaya (dünyevi menfaate) satmayın ve sadece benden sakının. Hakkı batılla karıştırmayın ve bile bile hakkı gizlemeyin.” (Bakara, 41-42) Bu insanlar aslında “manevi bir uyuÅŸturucu” altındadırlar. Onlara göre düşünmek acı vericidir, çünkü düşünmek sorumluluk getirir. Bir lidere teslim olmak ise konforludur; hata yapsan bile sorumluluk “hocanındır”.
Durum sadece “tatlı bir konfor”dan çok daha derin ve trajik bir psikolojik teslimiyet meselesi. İnsan zihni, belirsizlikten ve sorumluluktan kaçmaya programlıdır. Kur’an’ı merkeze alıp “arz usulüyle” yaÅŸamak, kiÅŸiye her an uyanık olma, sürekli sorgulama ve en önemlisi hatasının sorumluluÄŸunu üstlenme yükü bindirir.
3. Bu bağnazlığın ve taklitçiliğin kökenlerini şu temel başlıklarda analiz edebiliriz:
a. Sorumluluk Transferi (Zihinsel Sigorta):
İnsanların çoÄŸu için “kendi kararıyla yanlış yapma” korkusu, “bir baÅŸkasının emriyle yanlış yapma” rahatlığından çok daha sarsıcıdır.
Eğer bir cemaate veya hocaya tabi olursanız, sorumluluğu ona devretmiş olursunuz.
Psikolojik Mekanizma:
“Hocam yanlış söylüyorsa günahı onun boynuna, ben sadece itaat ettim” düşüncesi, kiÅŸiyi vicdani bir yükten kurtarır.
Kur’anî Uyarı: Oysa Kur’an, mahÅŸer günü bu mazeretin kabul edilmeyeceÄŸini, herkesin kendi sorumluluÄŸunu taşıyacağını açıkça belirtir: “Hiçbir günahkâr, baÅŸkasının günah yükünü yüklenmez” (Necm, 38).
b. Aidiyet İhtiyacı ve Yalnızlık Korkusu:
Hakikati aramak çoğu zaman kişiyi yalnızlaştırır. Geleneksel kabulleri sorguladığınızda ailenizden, arkadaş çevrenizden veya içinde bulunduğunuz gruptan dışlanma riskiyle karşılaşırsınız.
Sosyal Baskı:
Bir gruba , bir partiye, bir cemaate ait olmak, kiÅŸiye bir kimlik ve koruma saÄŸlar. Bu “mahalle baskısı”, kiÅŸinin Kur’anî gerçekleri görse bile susmasına veya görmezden gelmesine neden olur.
Atalar Dini: Kur’an bu durumu “ataların yolu” olarak tanımlar: “Onlara, ‘Allah’ın indirdiÄŸine uyun’ denildiÄŸinde, ‘Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduÄŸumuz ÅŸeye uyarız’ derler” (Bakara, 170).
c. “Ruhbanlık” Sınıfının Yarattığı Yetersizlik Duygusu:
 “Sen anlayamazsın, Kur’anı anlamaya çalışırsan çarpılırsın, bu iÅŸin ihtisası var” söylemleri bilinçli bir bilgi tekeli yaratır.
Sonuç: KiÅŸi, Allah’ın kitabını doÄŸrudan muhatap alacak cesareti kendinde bulamaz. Kendini “eksik”, “günahkâr” ve “cahil” hissettirilen kitleler, mecburen bir “kurtarıcı” veya “aracı” arayışına girer.
Gerçek: Oysa Nebi (as), vahyi sadece alimlere deÄŸil, Mekke’nin okuma yazma bilmeyen (ümmi) halkına, kölelerine ve kadınlarına doÄŸrudan tebliÄŸ etmiÅŸtir.
d. Bilişsel Çelişki ve Yatırım Maliyeti:
Bir insan uzun yıllarını bir partiye, bir derneğe, cemaate veya belirli bir mezhep görüşüne vermişse, oradaki hataları kabul etmek, kendi hayatının uzun yıllarının boşa gittiğini kabul etmektir.
e. Ego Savunması:
İşte zihin, bu ağır yıkımı yaÅŸamamak için karşıdan gelen her türlü mantıklı delili (ayet bile olsa) “fitne”, “modernist uydurması” veya “mason iÅŸi” diyerek reddeder.
Bu, kişinin kendini koruma içgüdüsüdür.
Vedat Kat

