MESCİD-İ AKSA YIKILIR MI?

Kudüs’te Süleyman Mabedi arazisi üzerinde Emeviler tarafından siyasi amaçlarla inÅŸa edilen binaların Kur’an’daki “Mescid-i Aksa” ile hiçbir alakası olmamasına raÄŸmen, Müslümanlar arasında bu isimin yaygın olması, makaleme bu baÅŸlığı atmamı gerektirdi.

Ortadoğudaki tüm gelişmeler gibi son dönemde alevlenen Kudüs/Mescid-i Aksa olayı da uzun vadeli bir projenin ilk adımları sadece.

Daha önce de çeÅŸitli vesilelerle dile getirmiÅŸtim; İsrail’in Kudüs’ü MüslümansızlaÅŸtırıp, Süleyman Mabedini yeniden inÅŸa etmesinin önündeki tek engel kendi aralarındaki bazı ihtilaflar o kadar. Yahudilerden bir grup mabedin Mesih tarafından inÅŸa edilmesi gerektiÄŸini, bu yüzden Mesih gelene kadar mevcut durumun stabil bir ÅŸekilde korunması gerektiÄŸini savunuyor. DiÄŸer bir grup da Mesih’in gelmesi için mabedin hazır hale getirilmesi gerektiÄŸini iddia ediyor.

Yoksa bugün gelinen noktada İsrail’in şöyle bir çekincesi yok: “biz eÄŸer bu arazi üzerindeki Müslümanlara ait mescitleri yıkar, yerlerine Süleyman Mabedi’ni dikersek bize çok kızarlar”. Müslüman toplumlar faiz prangasıyla İsrail’in kölesi haline getirilmiÅŸ durumda zaten.

Bunun en büyük suçlusu yine Müslümanlar.

Kur’an’dan uzaklaşıp, aklımızı bir takım cemaat veya örgütlere kiraya vermeseydik bu hallere hiç düşmezdik. Müslümanlar, Kur’an’dan çözüm üretmek, uzun vadeli stratejiler belirlemek, saÄŸduyulu hareket edip saÄŸlıklı durum deÄŸerlendirmeleri yapmaktan aciz durumdalar.

Bir problemle karşılaştıklarında Müslümanların üretebildikleri çözümler şunlardan ibaret; vur, kır, parçala, slogan at, protesto et.

Bugün kendisine İslam toplumu denen bir bölgeyi karıştırmanız için oraya yüklü miktarda silah sevk etmeniz yeterli, onlar bir şekilde birbirlerini öldürürler. Bu silahlar bize nereden geldi, silahla durum daha mı iyi olur yoksa daha mı kötü olur gibi soruları sormaz Müslümanlar nasılsa.

İsrail’e yönelik Müslümanların genel olarak “kendi ayağına sıkma” stratejisi dışında akıllıca bir hamlede bulunduÄŸunu görmedim. ÖrneÄŸin, 2003 yılının baÅŸlarında Yusuf el-Kardavi, Filistin sınırları içerisinde intihar saldırılarının caiz olduÄŸunu açıkladı. İsrail’in tam da istediÄŸi ÅŸey buydu aslında. Böylece İsrail Müslümanlara hayatı Cehennem etme politikaları için meÅŸru bir zemin kazandı. Duvarlar örüldü, tehlikeli olduÄŸu düşünülen bölgeler boÅŸaltıldı, hatta yolda gördükleri her hangi bir Müslümanı, canlı bomba olma tehlikesi bahanesiyle, öldürebilir hale geldiler. Bu büyük avantajları onların eline kim verdi? “Kendi ayağına sıkma” derken demek istediÄŸim bu.

Yıllarca bazı marka ürünleri boykot etmeyi bu millete İsrail’le mücadele diye yutturdular. Amaç insanları psikolojik açıdan rahatlatmak İsrail’le mücadele ediyormuÅŸ gibi hissettirmekti. (O meÅŸhur boykot ürünleri tabloları içerisinde herhangi bir banka logosu gören oldu mu?)

DiÄŸer yandan Türkiye’de faizli kredi borcu oranları kat kat arttı, son 20 yılda Türkiye’de bankalardan alınan faizli kredi miktarlarını şöyle bir karşılaÅŸtırın. İsrail’i boykot adına 3-5 TL’lik ürünleri sofralarına koymayan adamlar, 50.000-100.000 TL faiz ödediler bankalara. Bu faiz gelirleri nereye aktı? Siyonist birkaç tane ailenin cebine.

Hem Kur’an, hem akıldan uzaklaÅŸtığımız için bu hallere düştük derken ne demek istediÄŸim anlaşılıyordur sanırım.

Bugün maaşının yarısını bankaya faiz olarak ödemek zorunda olan Müslüman kalabalıklar kalkmışlar meydanlarda protesto gösterileri yapıyorlar. Sen, ev-araba sahibi olacağım diye, maaşının bir bölümünü her ay İsrail’e havale ediyorsun zaten, neyin protestosu bu?

Kitapsız, hikmetsiz, akılsız bu İslam toplumunun ÅŸu anki durumda her hangi bir parlak geleceÄŸi olduÄŸunu görmüyorum. “Allahu ekber, Allah bizimle” falan diye sloganlar atıyorlar ama halimizi düzeltmedikçe Allah bize asla ve asla yardım falan etmez. Yahudiler de tarih boyunca “biz ne kadar günaha gömülsek de Allah bize nasılsa yardım eder” diye düşündükleri için bellerini hiç doÄŸrultamadılar. Aynı zehirli zihniyet bugün Müslümanlar arasında yayılmış durumda. Allah’ın kanunu ise çok net:

“Bu bir kuraldır: Bir topluluk kendini deÄŸiÅŸtirmedikçe, Allah ona verdiÄŸi nimeti deÄŸiÅŸtirmez; Allah, dinler ve bilir.” (Enfal 8/53).

Mescid-i Aksa yıkılır mı?

Yahudiler kendi aralarında bazı anlaşmazlıkları hallederlerse, Müslümanların birbirlerini öldürmekle meşgul oldukları bir esnada yıkılır.

Vedat Yılmaz’ın kaleme aldığı bu yazı, 22.7.2017 tarihinde Fıtrat Haber sitesinde yayımlanmıştır.