Bismillah Derken Ne Anlamalıyız

  • Bu yazılar İstanbullu Hanımlar çalışmaları kapsamında hazırlanmıştır.

Rabbimiz, kendisini bizlere “Bismillahirrâhmanirrahîm” ayetiyle tanıtır adeta; çünkü kendisini anlatmak için seçtiği iki isim olan Rahmân ve Rahîm bu ayettedir. Bismillahirrâhmanirrahîm ayetinin mealini “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” şeklinde Türkçeye çevirebiliriz. Her işin başında söylediğimiz bu cümleyi mealini bilerek söylersek bizim için çok daha anlamlı olacaktır. İşte bu yüzden Rahmân ve Rahîm isimlerinin ne anlama geldiğini öğrenmeliyiz.

“Rahmân” ve “Rahîm” kelimeleri ‘rahmet (رحمة)’ kökündendir. Rahmet, Arapça sözlüklere göre ‘iyilik ve ikramı gerektiren incelik’ anlamındadır. Bu kelime, Allah’ın özelliği olarak ifade edilince sadece iyilik ve ikram anlaşılır (Müfredât).

Rahmet kelimesinden türeyen Rahmân ‘rahmeti her şeyi kuşatan’ demektir. Bu özellik Allah’tan başkasında olmayacağı için ‘iyiliği sonsuz’ diye çevrilebilir.

Aynı kelimeden türeyen Rahîm ise ‘çok merhametli’ demektir. Bu özellik Allah’ın dışındaki varlıklarda da olabileceği için ona ‘ikramı bol’ anlamı verilebilir. Nitekim ‘rahîm’ kelimesi, Tevbe 9/128. ayette Resulullah için; Fetih 48/29. ayette ise müminler için kullanılmıştır.

Hasılı “Bismillahirrahmânirrahîm” ayetine Türkçede “İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla.” meali verilebilir. Bu anlam, Allah’ın rahmaniyetinin sonsuz bir iyilik olarak bu dünyadaki herkese ve her şeye erişmesini ancak ahirette sadece müminlere ikramda bulunacak olmasını da içerir.

Besmele, tarihin her döneminde üzerinde durulan bir ayet olmuştur. Mesela Fâtiha suresinin bir ayeti olup olmadığı çok tartışılmıştır. Bu tartışmalar sonucu üç görüş ortaya çıkmıştır. Bu görüşler şunlardır:

1. Besmele, Fâtiha’dan bir ayettir

2. Fâtiha’dan bir ayet değildir

3. Neml suresinde bir ayettir ve her surenin başında, sureleri ayırmak için oradan iktibas olarak yazılmıştır.

Biz, besmelenin Fâtiha suresinin ilk ayeti olduğunu kabul ediyoruz.

Besmelenin anlamını daha iyi  kavramak için rahmet kökünden türeyen kelimelerin ayetlerde nasıl geçtiğine bakmalıyız. Mesela Allah, En’am suresi 54. ayette şöyle buyurur:

(En’âm 6/54)

Ayetlerimize inanıp güvenenler sana gelince de ki: “Selam size! Rabbiniz, rahmeti /rahmet etmeyi /sonsuz iyilik ve ikramda bulunmayı kendi üzerine yazmıştır. Şöyle ki içinizden kim kendini tutamayarak kötülük yapar, ardından da tövbe edip /dönüş yapıp kendini düzeltirse iyi bilsin ki Allah, çok bağışlayan ve ikramı bol olandır.”

Bu ayette Rabbimizin rahmeti kendi üzerine yazması, rahmet etmeyi kendisine görev olarak kabul etmesi şeklinde anlaşılabilir. Ayetin bu ifadesi çok önemlidir çünkü Allah’ın iyilik ve ikramının ne kadar çok olduğunu bizlere en güzel şekilde anlatmaktadır. Ayetin devamında günah işlediği halde tövbe edip yani dönüş yapıp kendisini düzeltenlere Allah’ın çok bağışlayıcı ve ikramı bol olduğunun hatırlatılması da çok önemlidir. Bu ayet gereği hiçbir günahkâr, Allah’ın rahmetinden umudunu kesmemeli; tövbe edip kendini düzelttiği takdirde bağışlanacağına ve hatta kendisine ikramlar yapılacağına inanmalıdır.

Bu dünyada Allah’ın rahmeti, kendini merhamet ve terbiyede de gösterir. Allah, kulunu terbiye ederken rahmetiyle terbiye eder. Burada Meryem suresi 45. ayeti anlamaya çalışmak gerekir.

(Meryem 19/45)

Babacığım! Rahman’dan gelecek bir azap sana dokunur da şeytanın velisi /yakın dostu haline gelirsin diye korkuyorum.”

Ayette Rahmân olan Allah’tan gelecek bir azaptan söz edilmektedir. Yasin suresi 23. ayette de Rahmân olan Allah’ın bir zarar vermek istemesinden bahis vardır.

(Yâsîn 36/23)

Ben onunla arama ilahlar mı koyacağım? Rahmân bana bir zarar vermek istese onların şefaati bir işime yaramaz. Onlar beni kurtaramazlar.

İyiliği sonsuz olan Allah’ın kuluna azap etmesi, ondan kuluna bir zarar gelmesi ilk anda kulağa anlaşılmaz gibi gelmektedir ancak ayetlerde anlatılmak istenen “kendisini Rahmân yani iyiliği sonsuz diye tanıtan Allah’ın gazabını celb edecek kadar büyük bir suçun işlenmiş olmasıdır. Nitekim Meryem suresinde İbrahim aleyhisselamın, putlara tapan babasını “Şeytana kulluk etme!” diye uyardıktan sonra, babasına “Rahman’dan gelecek bir azap sana dokunur da şeytanın velisi /yakın dostu haline gelirsin diye korkuyorum.” dediği aktarılmaktadır. Yasin suresindeki “Rahmân bana bir zarar vermek istese onların şefaati bir işime yaramaz. Onlar beni kurtaramazlar.” cümleleri ise elçilerini yalanlayanların yanına koşarak gelen bir adam tarafından söylenmektedir. Kısaca ayetlerdeki bu ifadelerle insanlar “Kendisini Rahmân yani iyiliği sonsuz diye tanıtan bir Allah’ın gazabını /öfkesini üstünüze çekecek kadar büyük günahlar işlemeyin!” diye uyarılmaktadırlar.

Furkân suresi 25/60. ayette müşriklerin Rahmân ismini duymaktan hoşlanmadıkları aktarılır. Ayet şöyledir:

(Furkân 25/60)

Onlara: “Rahmân’a secde edin /sadece O’nun karşısında eğilin!” dense “Rahmân da kimmiş? Senin istediğine mi secde edeceğiz!” derler. Bu, onların sadece uzaklaşmalarını artırır.

Rahmân suresi sanki buna cevap olarak inmiştir, surenin başındaki ayetler şöyledir:

(Rahmân 55/1-4)

Rahmân /iyiliği sonsuz olan Allah, Kur’ân’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona, kendini ifade etmeyi öğretti.

Zuhruf suresi 36. ayette ise Rahmân olan Allah’ın zikrinden yüz çevirenlerin şeytanın yakınları olacağı anlatılır.

(Zuhruf 43/36)

Kim Rahmân’ın zikrine kör gibi bakarak yüz çevirirse onun başına bir şeytan sararız; artık o, onun yakını olur.

Allah, arşın yani yönetimin başında olduğunu belirttiği Taha suresi 20/5. ayette de kendisini Rahmân olarak tanıtır:

(Tâhâ 20/5)

Rahman /iyiliği sonsuz olan Allah, arşa /yönetimin başına geçmiştir.

Enbiyâ 21/107. ayette ise Resulullah’ın alemlere rahmet olarak gönderildiğinden söz edilir.

(Enbiyâ 21/107)

Biz seni ancak âlemlere bir rahmet /iyilik ve ikram olsun diye elçi gönderdik.

Gelenekte Muhammed aleyhisselamın yaratılışının rahmet olduğu öne çıkarılır. Halbuki ayetten açıkça anlaşıldığı gibi rahmet olan, onun elçiliğidir Bu durum bütün nebiler için de geçerlidir. Muhammed aleyhisselamın farkı, bütün insan ve cin topluluklarına gönderilmiş olmasıdır.

Kısaca Rabbimiz bize kendisini Kur’an’ın ilk ayetinde Rahmân ve Rahîm olarak yani iyiliği sonsuz, ikramı bol olarak tanıtmaktadır. Allah’ın bu isimlerini anlamları ile bilmek, bu isimlerin Kur’an’daki diğer ayetlerde hangi bağlamlarda geldiğini bilmek, Rabbimizi tanımak açısından önemlidir. Elbette Rahmân ve Rahîm isimlerinin anlam dünyası burada ele alındığı kadar değildir, bu yazıda sadece anlayabildiğimiz kadarını anlatmaya çalıştık. Her işe besmele ile başlanmasının hikmetini ise besmelenin anlamını kavrayınca daha iyi anlıyoruz.

Sacide Özlem