Kurbanın Çağırdığı Hakikat..
Kurban, insanın elindeki bir hayvanı değil; kalbindeki bağı, aidiyeti ve teslimiyeti Allah’a sunmasının adıdır. Tarih boyunca insanlar inandıkları kudretin kapısına çeşitli adaklarla yaklaşmaya çalışmışlardır. Fakat İslam’da kurban, korkunun değil teslimiyetin; çıkarın değil sadakatin; gösterinin değil takvanın sembolü hâline gelmiştir. Çünkü kurbanın özü, kesilen bıçakta değil, insanın iç dünyasında saklıdır.
Hz. Âdem’in oğullarından beri insanlık aynı imtihanın etrafında dolaşmaktadır: Allah’a gerçekten kim yaklaşmak istiyor? Maide suresindeki o ilk kurban sahnesi, aslında insanlık tarihinin en eski aynasıdır. Birinin kurbanı kabul edilmiş, diğerinin edilmemiştir. Çünkü Allah’a ulaşan et değil, niyettir; kan değil, kalptir. Habil’in teslimiyeti ile Kabil’in kıskançlığı arasında bütün çağların hikâyesi gizlidir.
Sonra Hz. İbrahim çıkar insanlık sahnesine…
Bir baba, bir oğul ve göğe doğru yükselen bir teslimiyet…
İnsanlığın belki de en ağır imtihanı burada yaşanır. Çünkü Allah, bazen kulundan malını değil, en sevdiğini ister. İşte kurbanın sırrı tam burada başlar. İnsan sevdiği şeyi Allah için verebildiği ölçüde yakınlaşır Rabbine. Bu yüzden Hz. İbrahim’in bıçağı yalnız Hz. İsmail’in boynuna değil, insanın içindeki dünya sevgisine de dayanmıştır.
Bugün kurbanı yalnızca ekonomik veya sosyal bir mesele gibi konuşmak, onu sadece et paylaşımına indirgemek, bu büyük sembolü eksik okumaktır. Elbette kurbanın infak boyutu vardır; yoksulun kapısına et girer, sofralar bereketlenir, kardeşlik çoğalır. Fakat kurban bundan ibaret değildir. Çünkü sadaka ile kurban arasındaki fark, insanın içindeki niyet farkı kadar derindir. Sadaka ihtiyaç gidermeye yönelirken, kurban Allah’ın bir şeairi olarak kulluğun görünür hâle gelmesidir.
Modern dünyanın en büyük problemi de tam burada başlıyor. İnsan, Allah’ı hayatın merkezinden çıkarıp yalnız vicdanın dar bir köşesine hapsetmek istiyor. İbadet görünmesin, bayram hissedilmesin, teslimiyet toplum hayatından çekilsin isteniyor. Çünkü Allah’ın işaretleri görünür oldukça insanın yalnız kendisine ait olmadığı da hatırlanıyor. Oysa kurban, tam tersine, “Ben Rabbime aidim” demenin ilanıdır.
Bayram sabahları musallâlarda yükselen tekbirler bunun için önemlidir. O sesler sadece bir ibadetin başlangıcı değil, bir ümmetin hâlâ diri olduğunun ilanıdır. Çocukların, kadınların, yaşlıların aynı meydanda toplanması; kesilen kurbanların açıkça Allah adına sunulması; bütün bunlar İslam’ın görünür hafızasıdır. Şehirler ancak böyle ruh kazanır. Çünkü bazı ibadetler bireysel değil, toplumsal hafızayı ayakta tutan sütunlardır.
Kurban aynı zamanda insanın cimriliğe karşı verdiği savaştır. İnsan malını sever. Emeğini, birikimini, konforunu sever. Ama Allah için verilen her şey, insanı biraz daha özgürleştirir. Kurban kesen kişi aslında hayvanını değil, nefsinin bir parçasını boğazlar. İçindeki bencilliği, dünya tutkusunu, sahip olma hırsını kesmeye çalışır. Bu yüzden kurban bir kayıp değil, arınmadır.
Ve belki de en önemlisi şudur:
Kurban, Allah’ın insana “Bana yaklaş” çağrısıdır.
İnsan bazen secdede yaklaşır Rabbine, bazen gözyaşında, bazen bir yetimin başını okşarken… Kurban ise fedakârlıkla yaklaşmanın adıdır. Bu yüzden bayram sabahları yalnız sokaklarda değil, kalplerde de bir hareket başlar. İnsan, dünyaya ait sandığı şeylerin aslında emanet olduğunu yeniden hatırlar.
Bugün hâlâ bir Müslüman, imkânı olduğu hâlde Allah adına kurban kesiyorsa; Hz. İbrahim’in yürüdüğü yol tamamen kapanmamış demektir. Hâlâ yeryüzünde teslimiyetin izi vardır. Hâlâ tekbirler göğe yükselmektedir. Hâlâ insan, Rabbine yaklaşmanın yollarını aramaktadır.
Belki de kurbanın en büyük hikmeti budur:
İnsana, Allah’a yakın olmanın bedelsiz olmadığını öğretmek…
…..
Bayramın rahmeti gönüllerinize yağsın, tekbirlerin nuru hanelerinizi aydınlatsın. İbrahimce bir teslimiyetin, İsmailce bir sadakatin hatırlandığı bu mübarek günler; kalplerimize merhamet, sofralarımıza bereket, hayatlarımıza huzur taşısın. Kesilen kurbanların Rabbimizin katında kabul, yapılan duaların semaya yükselen en güzel niyazlardan olması temennisiyle…
Yüreklerin kardeşlikte birleştiği, kırgınlıkların unutulduğu, umutların yeniden filizlendiği bir Kurban Bayramı geçirmeniz duasıyla;
Kurban Bayramınız mübarek, gönlünüz daima bayram olsun.
Mahmut Celal ÖZMEN
Yayınlandığı yer: https://www.urguphaber.com.tr/2026/05/26/kurbanin-cagirdigi-hakikat/

