Author: Mahmut Celal Özmen
İnsan, bazen en büyük yoksulluğu elindekinin kıymetini bilmediğinde yaşar. Açlık yalnızca ekmeğin yokluğu değildir; hakikatten uzak kalmış bir gönlün sessiz çığlığı da bir açlıktır. Nice insanlar vardır ki ömürleri boyunca bir hazineye yaslanır, fakat...
İnsan, bazen gecenin sessizliğinde göğe bakar ve kendi varlığını düşünür. Sonsuz karanlığın içinde hiç şaşmadan dönen yıldızları, her sabah doğusundan yükselen güneşi, mevsimlerin değişmeden süren akışını seyreder. Kâinatın her köşesinde büyük bir düzen, kusursuz...
Bir zamanlar kutsal, sabit bir yerde dururdu. Camekânın içinde. Toz almayan bir sessizlikte. Sakalı Şerif mesela… Birkaç tel kıl. Kimden kaldığı kesin mi? Hayır. Ama kimse de bunu mesele etmezdi. Çünkü inanç, biraz da bilmemeyi kabullenme...
Kurban, insanın elindeki bir hayvanı değil; kalbindeki bağı, aidiyeti ve teslimiyeti Allah’a sunmasının adıdır. Tarih boyunca insanlar inandıkları kudretin kapısına çeşitli adaklarla yaklaşmaya çalışmışlardır. Fakat İslam’da kurban, korkunun değil teslimiyetin; çıkarın değil sadakatin; gösterinin değil...
İnsan, kendine en çok ne zaman yabancı düşer? Bildiğini sandığı zamanlarda. Dilinde dolaşan kelimeleri hakikat sanıp, kalbine hiç indirmediğinde… Ezberin serin gölgesine sığındığında. Oysa hakikat, gölgede değil; yakıcı bir ışığın altında, sabırla bakan gözlere...
Kur’an’da müşrik tipi, yalnızca tarihsel bir figür değil; insanın hakikat karşısındaki kırılganlığını, korkularını ve zaaflarını temsil eden bir karakter olarak çizilir. Bu tip, putlara tapan ilkel bir topluluğun tasviri olmanın ötesinde, insanın kalbinde ve...
Din üzerine konuşmaların en çetin tarafı, hakikatin çoğu zaman iki uç arasında ezilmesidir. Bir tarafta şekli kutsallaştıranlar, diğer tarafta anlamı buharlaştıranlar… Ve ortada, sesini duyurmaya çalışan bir denge: ne yalnızca ritüel, ne yalnızca yorum;...
Kur’an’ın sesi çoğu zaman dudaklarımızda yankılanıyor, fakat kalbimizin duvarlarına çarpıp geri dönüyor. Sanki bir ezgiye kapılır gibi okuyor, bir nağmeye tutulur gibi dinliyoruz. Harfler akıyor, sesler yükseliyor, makamlar değişiyor; fakat anlam yerinde sayıyor. Oysa...
Herkes aynı Kur’an’ı okur; aynı harfler, aynı kelimeler, aynı ayetler… Fakat ortaya çıkan anlamlar şaşırtıcı biçimde birbirinden farklıdır. Bu fark, metnin kendisinden çok, ona bakan gözün arkasında birikenlerle ilgilidir. Çünkü Kur’an çoğu zaman saf bir...
Din, insanın yeryüzündeki en eski ve en köklü arayışlarından biridir. İnsan, var olduğu günden bu yana yalnızca yaşamakla yetinmemiş; yaşadığını anlamlandırmak istemiştir. Ölümle yüzleşen bilinç, adalet arayan vicdan, merhamete muhtaç kalp ve hakikate yönelen...
Ramazan’ın son günleri yaklaşırken zamanın akışı sanki ağırlaşır. Geceler biraz daha derin, sessizlik biraz daha anlamlı görünür. İnsan, kalbinin iç odalarında bir muhasebe meclisi kurmalı, geçmiş günlerin tozunu silip kendine yeniden bakmalıdır. Çünkü Ramazan,...
Bir kitap düşünün… İlk kelimesi “Oku!” olan bir kitap. Bu emri, karanlığın bağrına bir şimşek gibi düşüren bir hitap düşünün. Bu hitabın muhatabı, mağarada titreyen bir insan; ama aslında bütün insanlık. Kur’an kendisini bir...
İnsan, zor anlarında yöneldiği kapının gerçekliğini sorgulamadan huzur bulamaz. Açlıkla, susuzlukla ve sabırla geçen oruç günleri, insanın yalnız bedenini değil, kalbini de arındırmak için vardır. Oruç, insanı gündelik alışkanlıkların gürültüsünden uzaklaştırarak onu hakikate yaklaştırır....
Ramazan gelirken şehirlerin ışıkları değişir; vitrinler, sofralar, takvimler değişir. Fakat insanın içindeki istikamet değişmediği sürece takvim yapraklarının kutsiyeti tek başına bir şey ifade etmez. Ramazan, yalnızca aç kalmanın değil, hakikate açlığın ayıdır. Ne var...
Kâinata dikkatle bakıldığında ilk göze çarpan şey ihtişamdan önce nizamdır. Yıldızlar rastgele savrulmaz, tohum keyfî biçimde çatlamaz, su başıboş akmaz. Varlık, bir kudret gösterisinden ziyade bir düzen tecellisidir. Bu düzen, İslam düşüncesinde “Sünnetullah” olarak...
Din, Kur’an’da bir miras değil; bir yüzleşmedir. İnsan, doğduğu yere değil durduğu yere çağrılır. Bu çağrı doğrudandır; araya kimseyi almaz. Çünkü din Allah’ındır ve muhatabı insandır. Ne bir kurumun tekelindedir ne bir soyun gölgesinde...
Zamanın diline dolanmış cümleler vardır; çok tekrar edildikçe derinlik kazanmaz, aksine içi boşalır. “Hiçbir Kur’an meali aslının yerini tutamaz” sözü de bugün böyle bir cümleye dönüşmüş durumda. İlk söylendiğinde ihtiyatlı bir uyarı gibi duran...
İnsan, zamanı kutsallaştırmayı değil; onunla yüzleşmeyi unuttuğu anda yozlaşır. Yılbaşı ile yılsonu arasına sıkışmış koskoca bir ömür parçası, her defasında bir gecelik eğlenceye ya da o eğlence üzerinden yürütülen ahlak gösterilerine kurban edilir. Ne kutlayanlar durup düşünür ne de karşı çıkanlar hesap...
İslâm dini, Hz. Muhammet’le başlamış gibi algılanıyor sanılsa da bilinmelidir ki, İnsanın yaratılışıyla başlayan bu serüvenin adıdır İslâm; öz ifadeyle söylersek, ilk Resul ve Nebi’nin mesajlarının adı da İslâm’dı, ondan sonra gelenlerinin de. Çünkü...
Geçmişimize bakarak fikren çöküşte olduğumuz defalarca dile getirilmiş olsa da, bunun çok ötesinde, fikrin her biçim, yorum ve ifadesi bakımından, bir asırdan bu yana hakikaten “fikir fakiri” haline geldiğimizi söylemek ayrı bir şeydir… Sözgelimi,...