Araçtan Amaca: Devletin Kutsallaştırılması ve Özgürlüğün Daralan Çemberi

İnsanlık tarihinin en karmaşık ve en “muhteşem” icatlarından biri şüphesiz devlettir. Thomas Hobbes’un Leviathan’ında tasvir ettiği üzere, “herkesin herkesle savaştığı” bir kaos ortamından kurtulmanın bedeli, bir kamu otoritesinin tesisi olmuştur (Hobbes, 1651/2007). Ancak devletin varlık sebebi olan “hizmet” ve “güvenlik” işlevi, zamanla yerini tehlikeli bir metafiziksel yüceltmeye, kutsallaştırmaya bıraktığında, bu kamu organizasyonu bir hizmet kurumu olmaktan çıkıp bir “ilah”a dönüşmeye başlar.

Bir Hizmet Organizasyonu Olarak Devlet

Devlet, sosyolojik açıdan bakıldığında, Max Weber’in ifadesiyle “belirli bir toprak parçası üzerinde fiziksel şiddetin meşru kullanımını tekelinde bulunduran tek insan topluluğudur” (Weber, 1919/2012, s. 12). Bu tekel, taslağında da belirttiğin gibi; adaletin tesisi, toplumsal iş bölümünün sağlanması ve bireyin tek başına altından kalkamayacağı devasa kamu hizmetlerinin (sağlık, eğitim, bayındırlık) yürütülmesi için zorunludur. Devlet olmadığında ortaya çıkan boşluk; hukukla değil, kaba kuvvetle beslenen çetelerin ve mafyatik yapıların egemenliğidir. Bu durum, toplumun sadece ekonomisini değil, psikolojik bütünlüğünü de yerle bir eder.

Kutsallaştırmanın Hukuki ve Ahlaki Riskleri

Devletin vazgeçilmezliği, onun eleştirilemez olduğu anlamına gelmez. Bir yapının “kutsal” ilan edilmesi, o yapıyı beşerî hataların ve hukuki denetimin dışına iter. Tarihsel süreçte Nebilerin ve Resullerin verdiği mücadelelerin temelinde de yeryüzündeki otoritenin mutlaklaştırılmasına ve insanın insana kul edilmesine karşı duruş vardır. Örneğin; Kur’an-ı Kerim’de firavunlaşma metaforu, politik gücün ilahlık iddiasına (kutsallaştırılmasına) yönelik en sert eleştiridir (Kasas Suresi, 38). Bir Resul’ün adaleti ikame etme çabası, aynı zamanda gücün sınırlandırılması ve hukukun üstünlüğünün (meşveret ve şura ilkeleriyle) sağlanmasıdır.

Devlet kutsallaştırıldığında şu üç temel tehlike baş gösterir:

1. Hesap Verilebilirlik Kaybolur: Eğer devlet “hata yapmaz” kabul edilirse, kamu görevlilerinin suistimalleri “devletin Ali menfaatleri” kılıfı altında gizlenir.

2. Birey Ezilir: Lord Acton’ın meşhur “Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır” ilkesi gereği, denetlenmeyen devlet aygıtı bireyin en temel hürriyetlerini (fikir, inanç ve ifade özgürlüğü) bir tehdit olarak görmeye başlar (Acton, 1887).

3. İdeolojik Endoktrinasyon: Devlet, eğitimi bir aydınlanma aracı değil, genç dimağlara belirli bir ideolojiyi empoze etme (aşılama) mekanizması olarak kullanmaya başlar.

İdeal Devlet: Şeffaf, Adil ve Ekolojik

Modern hukuk devletinin görevi “kutsal bir ruh” olmak değil, “profesyonel bir yönetici” olmaktır. Aliya İzzetbegoviç’in vurguladığı gibi; devlet bir “kültür” değil, bir “medeniyet” aygıtıdır ve teknik bir ihtiyaçtır (İzzetbegoviç, 1980/2017). Gerçekten güçlü bir devlet; eleştiriyi ihanet olarak gören değil, aksine eleştiriyi bir “check-and-balance” (denge ve denetleme) mekanizması olarak kabul eden devlettir.

İdeal bir otorite; sömürüye dayalı faiz (riba) ve tekelci yapılara karşı piyasayı korurken, aynı zamanda “ekini ve nesli” (Bakara Suresi, 205) koruma sorumluluğunu taşımalıdır. Bu sorumluluk sadece insanları değil, ekolojik sistemi ve doğayı da kapsayan kuşatıcı bir adaleti gerektirir. Liyakat ve ehliyetin (Nisa Suresi, 58) esas alındığı, kayırmacılığın ve rüşvetin hukukun dışına itildiği bir sistemde devlet, halkına güven verir.

Sonuç

Sonuç olarak; devletsizlik kaostur, ancak kutsallaştırılmış devlet istibdattır. Bizim ihtiyacımız olan, ne otoritenin yokluğu ne de otoritenin ilahlaştırılmasıdır. İhtiyacımız olan; meşverete (istişareye) önem veren, hukukun sınırları içinde kalan, şeffaf, hesap verebilir ve insan onurunu her türlü organizasyonun üzerinde tutan “hizmetkar bir devlet” modelidir. Devlet, insanların dünyayı imar etmek için kullandığı bir araç kaldığı sürece muhteşemdir; kutsallaştırılıp amaç haline geldiğinde ise kendi çocuklarını yiyen bir canavara dönüşme riski taşır.

Vedat Kat
Nisan 2026 – Bursa

Kaynakça
Acton, L. (1887). Letter to Bishop Mandell Creighton.
Hobbes, T. (2007). Leviathan (S. Lim, Çev.). İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. (Orijinal çalışma 1651). İzzetbegoviç, A. (2017). Doğu ve Batı Arasında İslam. İstanbul: Külliyat Yayınları. (Orijinal çalışma 1980).
Kur’an-ı Kerim. Bakara Suresi 205. Ayet; Kasas Suresi 38. Ayet; Nisa Suresi 58. Ayet.
Weber, M. (2012). Meslek Olarak Siyaset (M. Uzun, Çev.). İstanbul: İletişim Yayınları. (Orijinal çalışma 1919).