CİMRİLİK STRESİ 

Fakirlik korkusu, şeytanın insana verdiği ves­veseden ibarettir. Onun gayesi insanı fakirlikle tehdit edip, cimrilik tuzağına düşürmektir. Ayeti kerimede bu durum şöyle anlatılır. 

“Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, cim­riliği telkin eder.” (Bakara suresi 2/268)

Aslında, İslam’a göre dengeli bir hayat yaşayan Müslüman’ı şeytan tuzağına düşüremez. Çünkü o ne saçıp savurarak israf eder, nede serveti yok sayıp, cim­rilik yapar. Ayette bu durum şöyle belirtilir.

“Onlar, harcadıklarında ne israf, ne de cim­rilik ederler. Onların harcamaları, bu ikisi arasında dengeli bir harcamadır.” (Furkan Suresi 25/67)

Tuzun yemeğe tat verdiği gibi, mal da insana yaşama zevki verir. Ancak harcamada ölçüyü ka­çıranlar, bir avuç tuzu bir defada yutanlar gibi, zevkle yaşanması gereken hayatı, kendi elleriyle stresli bir ortama çevirirler. Ayette belirtilen den­geyi bulanlar hem dünya malını lazım olduğu kadar kullanır hem de aşırılıktan kendilerini muhafaza ederler çünkü nimetler, sorumsuzca kullanmak için değil yerinde ve zamanında ölçülü olarak kullanmak için verilmiştir zira ayeti kerimede:

 “Doğrusu mallarınız ve evlatlarınız sizin için bir imtihandır.” Buyrulmuştur. (Teğabun Suresi 64/15)

Mal ve nimet, insan benliğini kamçı­layan unsurlardır. Hayırlı evlat dünyanın en bü­yük nimeti olduğu gibi, hayırsız evlat da, istenmeyen bir nesil demektir. Malda bunun gibidir. Yerinde ve za­manında kullanılan mal, dünya ve ahirette insanı mut­luluğa götüren bir nimettir.  Allah yolunda harcanmayan mal ise, dünyada huzursuzluk kaynağı, ahirette de cehennem aracı sayılır.

Ahiret inancı olmasaydı hayat bütün güzelli­ğini kaybederdi çünkü bu dünya, ebedi âlem için bir mektep gibidir. Kişi bir ömür boyu bu mektebe devam eder. Diplomasını almak üzere, ahirete göç eder. Diploması zayıflarla dolu olanın vay haline.

Ben dünyaya bir defa geldim fikri ile kendini bu ge­çici âleme kaptıranlar, bir aylık tedavi için verilen ilacı bir defada kullanan hastaların durumuna dü­şerler. Zevk diye yaşanan şeyler rüya gibi neti­celenir. Ahireti kazanmak için dünyayı bir şantiye olarak kullananlar sonunda mutluğa ulaşmış olurlar.

Arzuların sınırsız oluşu insanı mutluluktan uzaklaştırır çünkü sınırsızlığın tutunma noktası yoktur. Ölçü ve dengenin olmadığı yerde stres baş gösterir.

Cimriler mala imti­han aracı değil de, şeref tacı gözüyle baktıkları için gerektiğinde şereflerini mal için feda etme yoluna da gidebilirler. Bu durum, onların merhamet damarlarını körel­tir, böylece fakir insanların sızlanmasını duyamaz hale gelirler. Denizlerin nehirleri yuttuğu gibi cimrilikte insanın manevi şahsiyetini yutar. Bundan dolayı, gerektiği zaman parayı ayağının altına alanlar yükselir, başına taç yapanlar küçülürler.

Hırsla ilgili bir ayette:

“Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız olarak yaratılmıştır.” denilmektedir. (Mearic Suresi 70/19)

İnsanların en fakiri, ölünceye kadar mal toplayıp, yemeye zaman bu­lamadan ölenlerdir çünkü varlığın sonu yoktur. Ancak varlık, iyilik seven insanların elinde fazilet, cimrilerin elinde de hu­zursuzluk kaynağı olur. Zira Pa­ranın hizmetine giren insanlar, korku ve endişe içerisinde yaşarlar. Onun için Efendimiz (s.a.v.):

“Âdemoğlu için iki vâdi dolusu mal olsaydı, mutlaka bir üçüncüyü isterdi. Âdemoğlunun iç boşluğunu ancak toprak doldurur. Allah tevbe edenleri affeder.” Buyurmuştur. (Buhârî, Rikâk; Müslim, Rikak; Tirmizî, Zühd ) 

Başka bir hadis-i şerifte de

 “İki haslet bir Mü’minde asla beraber bulunmaz. Bunlar Cimrilik ve kötü ah­lâktır.” buyurmuştur. (Tirmizi Birr)

Her iki sıfatın da Müslüman’da bulunması, uy­gun görülmeyen hasletlerdir.

Müslüman çok çalışıp helalinden kazanmalı, dünya ve ahiretini mamur etmek için dengeli bir şekilde harcamalıdır. Cimri malın kölesi olduğu için, köleliğin en kötüsüne de cimrilik denilmiştir. Cimriliği benimseyip, cömertliğin fazilet sıfatını kaybedenler, varlığını yok sayıp, cimrilik girdabına düşer, stres bataklığında boğulmaya mahkûm olurlar.

Ali KARA

Emekli Müftü