Evlilikte Sorumsuzluğa Dini Kılıf Bulmanın Eleştirel Analizi
1- Giriş
Aile, insan fıtratının sükûnet bulduğu, toplumsal yapının harcını oluşturan en temel kurumdur. Ancak modern çağın bireyci, hazcı (hedonist) ve ben-merkezci (egosantrik) değer yargıları, toplumsal hayatın her alanında olduğu gibi aile içi ilişkilerde de ciddi kırılmalar oluşturmuştur. Son dönemlerde medyada, konferanslarda ve günlük ilişkilerde sıkça duyulan “Ben yapmak zorunda değilim!”, “Bu benim görevim değil!” ve “Bu konuda sorumlu değilim!” kalıpları, bu zihinsel savrulmanın en somut göstergelerindendir.
Söz konusu söylemler, dışarıdan bakıldığında hak arayışı ya da bireysel özgürlük iddiası gibi durmaktadır. Fakat arka planı incelendiğinde; evliliği bir “ortak yaşam ve ibadet alanı” olmaktan çıkarıp, tarafların birbirine karşı sınır çizdiği, sorumluluktan kaçındığı bir “güç savaşına” dönüştürdüğü görülür.
Bu araştırmada, evlilik içi sorumluluktan kaçış söyleminin fıkhi, tefsirî, sosyo-psikolojik ve hukuki boyutları bütüncül bir yaklaşımla ele alınmaktadır.
2- Kavramsal Çerçeve ve Problem Durumu
2.1. Hak-Sorumluluk Dengesi ve Sorumsuzluk Söylemi
Hak ile sorumluluk, birbirini tamamlayan ikiz kavramlardır. Bir yapıda hak iddia edebilmek, o yapının devamlılığı için gerekli sorumlulukları üstlenmeyi gerektirir. Bireyci söylemler ise hakkı öne çıkarırken sorumluluğu göz ardı etmekte veya tamamen reddetmektedir.
“Ben yapmak zorunda değilim” diyen bir anlayış, şu temel problemleri doğurmaktadır:
Ahlaki Özne Konumunun Kaybı: Bir bireye “Hiçbir şeyden sorumlu değilsin” demek, ona değer vermek değildir. Aksine onun irade, emek ve yapıcı gücünü yok sayarak onu edilgen bir konuma düşürmektir.
İlişkinin Şirketleşmesi: Evlilik, duygusal ve manevi bağlarından soyutlanarak maddeler üzerinden pazarlık yapılan ticari bir sözleşmeye indirgenmektedir.
Güven ve Saygının Aşınması: Eşinin yaşadığı yorgunluğu ve çaresizliği gördüğü halde “Zorunda değilim” duvarını ören bir yaklaşım, partner nezdinde güvenilirliği ve saygınlığı yok eder.
2.2. Kazaî Hukuk – Diyanî Ahlak Ayrımının Suistimal Edilmesi
Klasik fıkıh literatüründe mahkeme aşamasını (kazaî boyutu) düzenleyen yasal asgari sınırlar ile vicdanı ve ahlakı ilgilendiren ilahi ilkeler (diyanî boyut) birbirinden ayrılmıştır.
Fıkıhçılar, bir mahkemenin kadını ev işi yapmaya zorlayamayacağını belirterek hukuki sınırları çizmişlerdir. Ancak bu yasal sınır, evliliğin ideale yakın biçimde nasıl yürütüleceğini gösteren bir ahlak kuralı değildir. Günümüzde yapılan temel yanlış, mahkemenin yasal alt sınırını alıp evliliğin genel yaşam kuralı haline getirmektir. Hukuki boşluğu ahlaki sorumsuzluk için bir kılıf kılmak, dinin ruhunu çarpıtmaktır.
Abdülaziz Bayındır, “Kur’an Işığında Aile Hayatı” adlı eserinde , geleneksel fıkıhtaki bazı içtihatların aksine, evliliğin ticari bir akit değil, sevgi ve merhamet üzerine kurulu bütüncül bir hayat ortaklığı olduğunu vurgulamaktadır. Eserde, aile içi huzur ve adaletin ancak eşlerin karşılıklı sorumluluk bilinciyle hareket etmesiyle sağlanabileceği ifade edilmektedir. Bu çerçevede Bayındır, sorumluluktan kaçarak resmi veya fıkhi mazeretlere sığınmanın Kur’an’ın inşa ettiği aile ahlakıyla bağdaşmadığını belirtmektedir (Bayındır, 2009, s. 45-52).
3- Kur’an-ı Kerim’in Bütüncül Aile Modeli
Kur’an-ı Kerim, evliliği parçacı maddeler veya cinsiyetçi kalıplar üzerinden değil, ilahi ilkeler ve fıtri adalet üzerine kurar.
3.1. Ağır Bir Sözleşme: Mîsâk-ı Galîz
Kur’an, evlilik akdini basit bir menfaat alışverişi olarak değil, ağır bir ahitleşme ve teminat olarak tanımlar:
“Onlar sizden sağlam bir söz (mîsâkan galîzā) almışlardır.” (Nisâ, 4/21)
Mîsâk üzerine kurulan bir yapıda keyfiliğe, “canım istemiyor”, “benim görevim değil” mantığına yer yoktur. Bu sözleşme; eşlerin birbirine vicdanen, ahlaken ve fiilen destek olmasını gerektirir.
3.2. Sevgi ve Merhamet İklimi: Meveddet ve Rahmet
Evliliğin varlık sebebi ve amacı Rum Suresi 21. ayette şöyle açıklanır:
“Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi (meveddet) ve merhamet (rahmet) var etmesi de O’nun delillerindendir…” (Rûm, 30/21)
Sevgi ve merhamet, eylemle beslenen duygulardır. Eşinin yükünü hafifletmek, onun hayatını kolaylaştırmak merhametin doğal bir sonucudur. Bir tarafın sorumsuzluğu, evdeki meveddet ve rahmet iklimini doğrudan kurutur.
3.3. Karşılıklı Velayet ve Dayanışma
Mümin kadın ve erkeğin toplumsal ve ailevi konumunu belirleyen temel ilke Tevbe Suresi 71. ayette yer alır:
“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridir (dostları, destekçileri, koruyucularıdır). İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar…” (Tevbe, 9/71)
Karşılıklı velayet ilkesi, aileyi tahakküm veya çatışma alanı olmaktan çıkarıp dayanışma ortaklığına dönüştürür. Birbirinin velisi olan eşler, “Bu senin işin, beni ilgilendirmez” diyerek partnerini yük altında yalnız bırakamaz.
3.4. Hakkaniyetin Ölçüsü: Ma’rûf ve Adalet
Kur’an, eşlerin birbirine karşı muamelesinde ma’rûf ilkesini merkeze koyar:
“Onlarla ma’rûf üzere yaşayın.” (Nisâ, 4/19)
Ma’rûf; aklın, örfün, vicdanın ve dinin onayladığı makul ve hakkaniyetli tutumdur.
Bir erkeğin dışarıda çalışıp yıprandığı, kadının ise evde hiçbir sorumluluk almayıp yorgun gelen eşine destek olmaktan kaçındığı bir durum ma’rûf değildir.
Kadının hem dışarıda çalışıp hem ev işlerini tek başına üstlendiği, erkeğin ise buna seyirci kaldığı bir ev de ma’rûf değildir.
Bakara Suresi 233. ayetteki “Hiç kimseden gücünün yettiğinden fazlası istenmez” ilkesi uyarınca, yük ve emek adaletle paylaşılmalıdır.
4- Semantik Analiz: Kur’anî Kavramlar Ekseninde Sorumsuzluğun Reddi
“Ben yapmak zorunda değilim” söylemi, Kur’an’ın ahlak haritasındaki şu temel kavramlarla açıkça çelişir:
İsâr (Haşr, 59/9): Kendi ihtiyacı veya hakkı varken eşini kendine tercih etmek, onun yükünü almak için konforundan vazgeçmektir. İsârın olduğu yerde “Zorunlu muyum?” pazarlığı biter.
Birr (Âl-i İmrân, 3/92; Bakara, 2/177): Sadece şekilsel kurallara uymak değil, gönülden taşan derin iyiliktir. Birr sahibi insan, yasal alt sınırlara sığınmaz; sevgisini ve emeğini paylaşır.
Takva (Bakara, 2/231): “Ben ne kadar kaçabilirim?” hesabını değil, “Rabbim benden ne bekler?” kaygısını öne çıkarmaktır. Müttaki bir insan, eşinin yorgunluğundan kendine konfor alanı çıkaramaz.
Fadl / İhsan (Bakara, 2/237; Nahl, 16/90): İlişkiyi adalet seviyesinin de ötesine taşıyarak cömertlik ve gönüllü iyilikle yürütmektir.
5- İlahiyat Söylemindeki Yöntemsel Hatalar ve Tahribat
Son dönemde İslami değerler ile seküler/feminist söylemleri sentezlemeye çalışan bazı popüler ilahiyatçı yaklaşımlar, konjonktürel bir kabul görme arzusuyla hareket etmektedir.
Klasik fıkhın bazı hatalı yaklaşımlarını ve kazaî esnekliklerini “Dinen de yapmak zorunda değilsin” şeklinde sunmak, şu olumsuz sonuçları üretmektedir:
Vicdani Sığınak Üretilmesi: Bireysel tembellik ve sorumsuzluklar, “dini bir hak” kılıfına büründürülerek meşrulaştırılmaktadır.
Genç Zihinlerde Karmaşa: Mümin kadın ve erkeği dost/veli olarak konumlandırmak yerine birbirine karşı hak mücadelesi veren iki taraf gibi sunmak, aile birliğini temelden sarsmaktadır.
Kadın İmajının İrtifa Kaybetmesi: Kadını evde veya hayatta hiçbir üretim ve sorumluluk üstlenmeyen bir konuma düşürmek, ona değer vermek değil; onun kurucu ve yapıcı gücünü küçümsemektir.
6- Küresel Hukuk Sistemlerinde Evlilik İçi Sorumluluklar
Gelişmiş dünya hukuk sistemleri incelendiğinde, “Ben yapmak zorunda değilim” tarzındaki keyfi sorumsuzlukların hiçbir seküler sistemde meşru görülmediği anlaşılmaktadır:
Almanya: Eşlerin evlilik birliğini karşılıklı sorumlulukla sürdürmesini şart koşar. Sorumluluktan kaçış, evlilik birliğinin temelden sarsılması (Zerrüttung) sayılır.
Fransa: Eşlerin birbirine destek ve yardım borcu vardır. Sorumluluk reddi boşanmada kusur (faute) gerekçesidir.
Doğu Asya: Japonya’da ev içi sorumluluğu reddetmek “Yardım etme borcuna aykırılık” sayılır. Çin Medeni Kanunu ise ev işlerini tek başına üstlenen eşe özel ev emeği tazminatı (compensation for housework) hakkı tanır.
Dünya genelindeki ortak hukuki kabul; evliliğin bir ortaklık (partnership) olduğu ve keyfi sorumsuzluğun bir özgürlük değil, sözleşme ihlali teşkil ettiğidir.
7- Sonuç ve Öneriler
“Ben yapmak zorunda değilim” söylemi meşruiyetini ne Kur’an-ı Kerim’den, ne sahih örneklikten, ne de evrensel insanlık vicdanından almaktadır. Bu anlayış, modern dönemin ben-merkezci yaklaşımının ve fıkhi kuralların yanlış okunmasının bir ürünüdür.
Ailenin ihyası için şu adımlar önem arz etmektedir:
Dilde Dönüşüm: “Benim hakkım” söylemi yerine “Bizim sorumluluğumuz” bilinci yerleştirilmelidir.
Eğitim Müfredatı: Evlilik öncesi eğitimlerde fıkhın asgari hukuki sınırları ile Kur’an’ın ideal ahlak kuralları arasındaki fark net bir biçimde öğretilmelidir.
Rol Modellik: Hz. Nebi’nin ev içinde yük alan, elbisesini yamayan, ailesine yardım eden pratiği topluma doğru aktarılmalıdır.
Sonuç olarak evlilik; tarafların haklarını yarıştırdığı bir alan değil, sevgiyi, merhameti ve hayatın yükünü birlikte sırtlandığı bir amel-i salih ortaklığıdır.
Vedat Kat
————————————————-
Kaynakça
Akıntürk, T. ve Ateş Karaman, D. (2019). Türk medenî hukuku: Aile hukuku (Cilt 2). Yetkin Yayınları.
Ateş, S. (1988). Yüce Kur’an’ın çağdaş tefsiri. Yeni Ufuklar Neşriyat.
Bayındır, A. (2009). Kur’an ışığında aile hayatı. Süleymaniye Vakfı Yayınları.
Buhârî, M. b. İ. (1984). Sahîh-i Buhârî muhtasarı tecrîd-i sarîh tercemesi ve şerhi (A. Naîm ve K. Miras, Çev.). Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
Cessâs, E. B. (2012). Ahkâmü’l-Kur’ân (Kur’ân ahkâmı) (M. B. Eryarsoy, Çev.). Çıra Yayınları.
Dural, M., Öğüz, T. ve Gümüş, M. A. (2018). Türk özel hukuku: Cilt III. Aile hukuku. Filiz Kitabevi.
Eekelaar, J. (2006). Family law and personal life. Oxford University Press.
Elmalılı, H. Y. (2010). Hak dini Kur’an dili. Azim Dağıtım.
Glendon, M. A. (1989). The transformation of family law: State, law, and the family in the United States and Western Europe. University of Chicago Press.
İbn Kesîr, E. F. (1994). Hadislerle Kur’an-ı Kerim tefsiri (B. Karlıağa ve İ. Yiğit, Çev.). Çağrı Yayınları.
Izutsu, T. (2018). Kur’an’da dini ve ahlaki kavramlar (S. Ayaz, Çev.). Pınar Yayınları.
Karaman, H., Çağrıcı, M., Dönmez, İ. K. ve Gümüş, S. (2006). Kur’an yolu Türkçe meal ve tefsir. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları.
Kat, V. (2025). “Ben yapmak zorunda değilim” evliliği çürüten en tehlikeli söz [Yayınlanmamış tebliğ metni]. Bursa.
Kim, M. S.-H. (2015). Law and custom in Korea: Comparative legal history. Cambridge University Press.
Köseoğlu, B. (2020). Ahlak ve hukuk ekseninde aile içi sorumluluklar. Klasik Yayınları.
Mevdûdî, E. A. (2012). Tefhîmü’l-Kur’ân: Kur’an’ın anlamı ve yorumu (M. H. Kayani vd., Çev.). İnsan Yayınları.
Oda, H. (2009). Japanese law (3. baskı). Oxford University Press.
Râzî, F. (2013). Tefsîr-i kebîr mefâtîhu’l-gayb (S. Yıldırım vd., Çev.). Huzur Yayınevi.
Rodriguez, C. (2018). Family law in Latin America: A comparative analysis. Editorial Astrea.
Schwab, D. (2017). Familienrecht. C.H. Beck.
Serahsî, Ş. (2008). el-Mebsût (Komisyon, Çev.). Gümüşev Yayınları.
Siraj, Z. (1993). Islamic family law in Malaysia and South East Asia. Malayan Law Journal.
Taberî, İ. C. (1996). Taberî tefsiri (Câmiu’l-beyân an te’vîli âyi’l-Kur’ân) (K. Aytekin ve H. Karakaya, Çev.). Hisar Yayınevi.
Terré, F. ve Fenouillet, D. (2012). Droit civil: Les personnes, la famille, les incapacités. Dalloz.
Zhang, W. (2021). The new civil code of China and family law reforms. Law Press China.

