İbrahim Aleyhisselam

“Bir zaman Rabbi İbrahim’i bir takım emirlerle imtihana sokmuÅŸ, o bunları yerine getirmiÅŸti. Rabbi, “Ben seni insanlara önder yapacağım” demiÅŸti. “Soyumdan da olsun.” deyince o, “Onların zalim olanları için bir sözüm olmaz” buyurmuÅŸtu.” (Bakara 2/124) “İbrahim’i elçi gönderdik. Kavmine dedi ki: “Allah’a kulluk edin, O’ndan sakının. EÄŸer bilmiÅŸ olsanız, sizin için hayırlısı budur.” (Ankebut 29/16) “İbrahim’de ve onunla beraber olanlarda, sizin için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine şöyle demiÅŸlerdi: “Biz hem sizden hem de Allah’ın berisinde neye kulluk ediyorsanız ondan uzağız. Biz sizi tanımıyoruz. Bir tek Allah’a inanmanıza kadar bizimle sizin aranızda ebedi düşmanlık ve hınç baÅŸ göstermiÅŸtir.” İbrahim’in, babasına söylediÄŸi ÅŸu söz bunun dışındadır: “Seni cezadan korumasını mutlaka isteyeceÄŸim ama sana Allah’tan gelecek her hangi bir ÅŸeyi savmaya benim gücüm yetmez” Rabbimiz! Sana güvendik, sana yöneldik; dönüş sanadır.” “Rabbimiz! O tanımazlık edenleri bizimle deneme (bizi onların eline düşürme); bizi cezalandırma, doÄŸrusu güçlü olan, kararını yerli yerinde veren sensin sen.” Onlarda sizin için, Allah’ı ve ahiret gününü dileyen herkes için gerçekten güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirirse çevirsin. Allah varya, iÅŸte kimseye ihtiyacı olmayan ve en güzelini yapan odur.” (Mümtehine 60/4-6) “İbrahim Nuh’un yolunda olanlardandı. Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi.” (Saffat 37/83-84)

1- Göklerin ve Yerin Hâkimiyeti “Bir gün İbrahim, babası Azer’e şöyle demiÅŸti: “Åžimdi sen putları tanrılar olarak mı algılıyorsun? Gerçekten hem seni hem de kavmini açıkca yoldan çıkmış görüyorum.” İşte böyle. İbrahim’e göklerin ve yerin hâkimiyetini gösteriyoruz ki, kesin bilgisi olanlardan olsun. Gecenin karanlığı üzerine çökünce bir yıldız gördü, “Bu benim Rabbimdir.” dedi; Gözden kaybolunca, “Ben kaybolanları sevmem.” dedi. Ayı ortaya çıkarken gördü, “Bu benim Rabbimdir.” dedi. O da gözden kaybolunca “Rabbim bana doÄŸru yolu göstermezse gerçekten ben de yoldan çıkmış olan bu kavimden biri olurum” dedi. GüneÅŸi ortaya çıkarken gördü “İşte bu benim Rabbimdir. Bu daha büyük” dedi; O da kaybolunca dedi ki; “Ey kavmim! ortak saydığınız ne varsa ben ondan uzağım.” “Ben yüzümü dosdoÄŸru, gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ben ortak koÅŸanlardan biri deÄŸilim.” Kavmi onunla tartışmaya girdi. Dedi ki, “Siz benimle Allah hakkında mı tartışıyorsunuz? Hem de o beni tam yola sokmuÅŸken. O’na ortak saydığınız ne ise ben ondan korkmam. Ama Rabbim bir ÅŸeyi dilemiÅŸse o baÅŸka. Rabbim her ÅŸeyi bilgisiyle kuÅŸatmıştır. Aklınızı başınıza almaz mısınız?” “Ona ortak saydığınız her ne ise, ben ondan nasıl korkarım? Oysa size delil olarak indirdiÄŸi bir ÅŸey yokken, siz Allah’a ortak koÅŸmuÅŸ olmaktan korkmuyorsunuz. EÄŸer bilginiz varsa, bu İki taraftan hangisi güvende olma hakkına daha çok sahiptir?” O kimseler ki, inanmışlardır ve imanlarına bir haksızlık da karıştırmamışlardır; İşte güven onların hakkıdır. Onlar doÄŸru yola girmiÅŸlerdir. Bu, kavmine karşı İbrahim’e verdiÄŸimiz delilimizdir. Kimi dilersek onu kat kat yükseltiriz. Senin Rabbin yerinde karar verir ve her ÅŸeyi bilir.” (En’am 6/74-83)

2- İbrahim’in Dini “De ki, “Beni Rabbim gerçekten doÄŸru yola sokmuÅŸtur. Dimdik ayakta duran, sapıklıktan uzak İbrahim’in dinine.” O, ortak koÅŸanlardan biri deÄŸildi. De ki: “Benim namazım, kestiÄŸim kurban, hayatım ve ölümüm, hep varlıkların sahibi Allah içindir. O’nun ortağı olmaz; bana böyle emredildi. Ben müslümanların ilkiyim.” (En’am 6/161-163) “Yoksa İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunları yahudi veya hıristiyan idiler mi diyorsunuz? De ki, “Siz mi daha iyi bilirsiniz yoksa Allah mı? Allah’ın gün gibi açıkladığı bir ÅŸey kendinde iken onu gizleyenden daha zalim kim olabilir? Ne yapsanız Allah ondan habersiz olmaz.” (Bakara 2/140) “Ey Kitap ehli! İbrahim hakkında niçin tartışırsınız? Tevrat ve İncil’in indirilmesi onun zamanında deÄŸil, daha sonradır. Aklınızı kullanmaz mısınız? İşte siz busunuz. Hadi bilginiz olan ÅŸey hakkında tartıştınız; peki ya bilginiz olmayan ÅŸey hakkında niçin tartışırsınız? Allah bilir ama sizler bilmiyorsunuz. İbrahim, ne yahudidir, ne de hıristiyandır. Ama o dosdoÄŸru, hakka teslim olmuÅŸ biridir. Allah’a ortak koÅŸmuÅŸ olanlardan deÄŸildir. İnsanların İbrahim’e en yakını, ona uyanlar, bu peygamber ve müminlerdir. Allah müminlerin dostudur. Kitap ehlinden bir takımı bir yolunu bulup sizi saptırmak istedi. Onlar baÅŸkalarını deÄŸil, yalnız kendilerini saptırırlar ama bunu kavrayamazlar. Ey Kitap ehli! Nasıl olar da Allah’ın ayetlerini görüp anladığınız halde tanımazlık edersiniz? Ey Kitap ehli! Nasıl olur da hakkı batıl ile örter ve bile bile hakkı gizlersiniz?” (Ali İmran 3/65-71) “De ki: “Allah doÄŸruyu söylemiÅŸtir; siz İbrahim’in dosdoÄŸru dinine uyun. O müşriklerden deÄŸildir”. (Ali İmran 3/95) “Allah uÄŸrunda, cihadın hakkını vererek cihad edin. Sizi, o seçmiÅŸtir. Bu dinde size bir güçlük yüklememiÅŸtir. Tıpkı, babanız İbrahim’in dini gibi. O, hem bundan önce hem de bu Kuran’da sizi müslümanlar diye adlandırmıştır. Bu, elçinin size ÅŸahit olması, sizin de insanlara ÅŸahit olmanız içindir. Artık, ÅŸu namazı kılın, zekatı da verin. Allah’a sımsıkı sarılın. O sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!” (Hac 22/78)

3- Aldığı Vahiy “Biz İbrahim ailesine Kitap ve hikmet verdik. Onlara büyük bir hâkimiyet de verdik.” (Nisa 4/54) “Yahudi veya hıristiyan olun ki yola gelesiniz.” dediler. De ki; “Yok, bizimkisi İbrahim’in dosdoÄŸru dinidir. O müşriklerden deÄŸildi.” Deyin ki, “Biz Allah’a inandık; bize ne indirildi, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a ve torunlarına ne indirildi ise, Musa’ya ve İsa’ya ne verildi, peygamberlere Rableri tarafından her ne verildi ise ona inandık. Onlardan hiç birini ayırt etmeyiz. Biz ona teslim olmuÅŸ kimseleriz.” (Bakara 2/135-136) “Åžu döneklik edeni gördün mü? Malından biraz verdi de sonra kaskatı kesildi. Gaybın ilmi onun yanında mı ki o görebiliyor? Yoksa onun haberi olmadı mı? Musa’nın sahifelerinde olan, Vefalı İbrahim’in sahifelerinde olan ÅŸu ÅŸeylerden: Hiçbir günahkar baÅŸkasının günah yükünü yüklenmez; İnsanın eline, ne kazanmışsa o geçer, baÅŸkası deÄŸil. Kazancı da yakında görülecektir. Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir. Her ÅŸeyin sonu Rabbine varır. Güldürmüş olan da odur, aÄŸlatmış olan da. Öldürmüş olan da odur, diriltmiÅŸ olan da. O yarattı eÅŸleri, o erkeÄŸi, o diÅŸiyi; atıldığı zaman nutfeden. O tekrar oluÅŸturma onun iÅŸidir. Kimsenin eline baktırmayan da odur, varlıklı kılan da.” (Necm 53/33-48) “Yok sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa ahiret daha iyi ve daha kalıcıdır. Bunlar ilk sahifelerde elbette vardır. İbrahim’in ve Musa’nın sahifelerinde.” (Ala 87/16-19)

4- Mekke ve Kabe “İnsanlar için kurulan ilk mabed gerçekten Mekke’dekidir. Varlıklar için bir bereket ve doÄŸru yol rehberi olarak kurulmuÅŸtur. Orada apaçık belgeler ve İbrahim’in makamı vardır. Kim oraya girerse, güven içinde olur. İnsanların, yani oraya bir yol bulabilen her kimsenin o Mabed’de hac yapması Allah için bir borçtur. Kim tanımazlık ederse etsin. Çünkü Allah varlıkların hiç birine ihtiyaç duymaz.” (Ali İmran 3/96-97) “O Mabedi, insanlar için bir toplanma ve bir güven yeri yaptık. Siz de İbrahim’in makamını namaz yeri edinin. İbrahim’e ve İsmail’e sorumluluk da yüklemiÅŸtik; tavaf edenler, oraya kapananlar, rüku ve secde edenler için Mabedimi temiz tutun, demiÅŸtik. İbrahim şöyle demiÅŸti: “Rabbim! Burasını güvenli bir ÅŸehir kıl. Buranın halkını, yani bunlardan Allah’a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır.” Allah da şöyle demiÅŸti: “İnkar edeni bile az bir müddet geçindirir, sonra da ateÅŸin azabına girmek zorunda bırakırım. Ne kötü bir sondur o!” İbrahim ile İsmail, Mabedin temellerini yükseltiyor ve şöyle diyorlardı: “Rabbimiz! Yaptığımızı kabul eyle. KuÅŸkusuz sen hem iÅŸitir, hem bilirsin.” “Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuÅŸ iki kiÅŸi say. Soyumuzdan da sana teslim olmuÅŸ bir topluluk meydana getir. Bize ibadet yerlerimizi göster ve tevbemizi kabul eyle. Çünkü tevbeleri daima kabul eden, çok merhametli olan sensin.” “Rabbimiz! İçlerinden onlara Senin ayetlerini okuyan, Kitabı ve hikmeti öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder. Çünkü güçlü ve hakim olan ancak sensin”. (Bakara 2/125-129) “O Mabedin yerini İbrahim için hazırladık ve ona şöyle dedik: “Bana hiçbir ÅŸeyi ortak sayma; tavaf edenler, orada kıyama duranlar, rüku edenler ve secdeye varanlar için Mabedimi temiz tut.” İnsanları hacca çağır da yaya olarak veya bitkin develer üstünde uzak yollardan sana gelsinler. Gelsinler de kendi menfaatlerini gözleriyle görsünler. Allah’ın onlara rızık olarak verdiÄŸi dört ayaklı hayvanlar üzerine belli günlerde Allah’ın adını ansınlar. Siz de bunlardan yiyin, darlık içindeki yoksulu da doyurun. Sonra kirlerini gidersinler. Adaklarını yerine getirsinler ve o eski Mabedi tavaf etsinler. İşte böyle. Kim Allah’ın yasaklarına saygı gösterirse, bu Rabbinin katında kendisi için iyi olur. (Haram olduÄŸu) okunanlar bir yana, deve sığır ve davarlar size helal kılınmıştır. O halde hem o pis putlardan sakının; hem de yalan sözden sakının. Allah için yola gelmiÅŸlerden olun, ona ortak koÅŸanlardan deÄŸil. Kim Allah’a ortak koÅŸarsa sanki gökten düşmüş de onu kuÅŸlar kapıyor veya rüzgar onu pek uzak bir yere sürüklüyor gibidir. İşte böyle. Kim Allah’ın koyduÄŸu iÅŸaretlere sagı gösterirse bu, o kalplerin takvasından ileri gelir. Belli bir süreye kadar onlarda sizin için yararlar vardır. O süre eski Mabedde biter.” (Hac 22/26-33)

5- İbrahim’in Duası “Bir gün İbrahim şöyle demiÅŸti: “Rabbim! Bu ÅŸehri güvenli kıl; beni ve oÄŸullarımı putlara tapmaktan uzak tut.” “Rabbim! Onlar insanların çoÄŸunu yoldan çıkarmıştır. Artık kim bana uyarsa o bendendir. Her kim de bana karşı gelirse… Şüphesiz sen cezadan koruryan, merhamet edensin.” “Rabbimiz! Ben soyumdan kimini senin kutsal Mabedinin yanında tarıma elveriÅŸsiz bir vadiye yerleÅŸtirdim. Rabbimiz, bu onların namaz kılmaları içindir. İnsanlardan kimilerinin gönlünü onlara yönlendir. Onları ürünlerle azıklandır. Belki şükrederler.” “Rabbimiz! Biz neyi gizler, neyi açığa vurursak sen onu bilirsin. Allah’a karşı zaten, ne yerde bir ÅŸey gizli kalabilir ne de gökte.” (İbrahim 14/35-38) “Rabbim! Bana doÄŸrunun bilgisini ver ve beni iyiler arasına kat. Bundan sonra gelenler içinde doÄŸruların dilinde olmamı nasip eyle. Beni o nimetli cennete varis olanlardan kıl. Babamı da cezdan koru. O gerçekten yoldan çıkmışlardan biridir. Diriltilecekleri günde beni rezil etme. O gün ne mal bir iÅŸe yarayacak, ne de oÄŸullar. Kim Allah’a temiz bir kalple gelmiÅŸ olursa o baÅŸka.” (Åžuara 26/83-89)

6-Teslimiyeti “Kimin dini, kendini Allah’a verip iyilik yapan ve İbrahim’in dosdoÄŸru dinine uyan kimsenin dinden güzel olabilir? Allah İbrahim’i dost edinmiÅŸti.” (Nisa 4/125) “Ve kim İbrahim’in dininden yüz çevirir? Kendi kendini alçaltmış biri olursa o baÅŸka. Gerçekten biz onu dünyada iken seçmiÅŸizdir. O ahirette de elbette iyiler arasındadır. Ne zaman ki, Rabbi “Teslim ol” dedi, o da “Alemlerin Rabbine teslim oldum” diye cevap verdi. İbrahim bunu oÄŸullarına vasiyet etmiÅŸti. Yakup da şöyle demiÅŸti: “OÄŸullarım! Allah bu dini sizin için seçmiÅŸtir. Siz de baÅŸka deÄŸil, sadece kendini ona vermiÅŸ olarak can verin.” Yakub’a ölüm hali geldiÄŸi zaman, yoksa siz orada mı idiniz? O gün oÄŸullarına şöyle demiÅŸti: “Siz benden sonra neye kulluk edeceksiniz?” Onlar demiÅŸlerdi ki: “Senin Tanrına, ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın Tanrısı olan tek Tanrıya kulluk ederiz, bizler kendini ona verenlerdeniz.” Onlar bir ümmetti geldi geçti. Ne kazanmışlarsa kendilerine. Siz ne kazandıysanız o da sizedir. Onların yaptığı ÅŸeyden size soru sorulacak deÄŸildir.” (Bakara 2/130-134) “İbrahim bir gün dedi ki: “Rabbim, bana bir göstersene, sen ölüleri nasıl diriltirsin?” “Yoksa İnanmadın mı? Dedi. “Yok, ama kalbim iyice yatışsın diye.” dedi. Allah buyurdu ki; “Öyleyse o kuÅŸlardan dört tane tut, sonra onları kendine alıştır, sonra her dağın üzerine onlardan bir parça koy, sonra çağır; koÅŸarak sana geleceklerdir. Bil ki, Allah güçlüdür ve yerinde karar verir.” (Bakara 2/260) “İbrahim tek başına bir ümmetti. Allah’a boyun eÄŸmiÅŸ ve dosdoÄŸru idi. O müşriklerden deÄŸildi. Nimetlerine şükrederdi. O da onu seçmiÅŸ ve doÄŸru yola yönlendirmiÅŸti. Sonra sana şöyle vahyettik, “DoÄŸruya yönelmiÅŸ olan İbrahim’in dinine uy”. O müşriklerden deÄŸildir.” (Nahl 16/120-122)

7- İleri Gelenlerin Tavrı “Allah ona, o iktidarı vermiÅŸ diye İbrahim ile Rabbi hakkında tartışanı görmedin mi? İbrahim: “Rabbim öyledir ki, hem diriltir hem öldürür” dedi. O, “Ben de diriltir ve öldürürüm” dedi; İbrahim, “İşte Allah güneÅŸi doÄŸudan getiriyor, haydi sen de batıdan getir.” dedi. O tanımaz ÅŸaşırıp kaldı. Allah o zalimler topluluÄŸunu doÄŸru yola sokmaz.” (Bakara 2/258)

8-Tanrıları “İbrahim kavmine demiÅŸti ki; “Allah’a kulluk edin, ondan sakının; bilseniz sizin için hayırlısı budur. Siz Allah’ın berisinden bir takım putlara kulluk ediyor ve yalan uyduruyorsunuz. Allah’ın berisinden kulluk ettiklerinizin size rızık vermeye güçleri yetmez. Siz rızkı Allah katında arayın. Ona kulluk edin ve ona şükredin. Ona döndürüleceksiniz.” (Ankebut 29/16-17) “Kavminin buna cevabı sadece ÅŸu oldu: “Öldürün onu; yahut yakın.” Ama Allah onu ateÅŸten kurtardı. DoÄŸrusu bunda, inanan kimseler için gerçekten belgeler vardır. İbrahim şöyle demiÅŸti: “Aranızda kaynaÅŸma olsun diye bu dünya hayatında, Allah’ın berisinden bir takım putlara tutundunuz. Sonra kıyamet günü, biriniz diÄŸerini tanımayacak ve biriniz diÄŸerine lanet okuyacaktır. Varacağınız yer ateÅŸtir; yardımcılarınız da yoktur.” (Ankebut 29/24-25) “Onlara İbrahim’in haberini oku. Bir gün babasına ve kavmine dedi ki: “Siz neye kulluk edersiniz?” Onlar, “Putlara kulluk ederiz; bütün gün onlara baÄŸlı kalırız.” dediler. İbrahim: “Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı?” dedi. “Yahut size bir fayda saÄŸlayabilirler mi, veya zararları olur mu?” “Yok.” dediler. “Ama biz bildik bileli, babalarımız böyle yaparlar.” Dedi ki, “Gördünüz mü neye kulluk ediyormuÅŸsunuz? Hem siz, hem en eski atalarınız. İşte onlar benim düşmanımdır, ama varlıkların sahibi öyle deÄŸildir. Beni yaratan odur. Yolumu o gösterir. Beni yediren de odur, içiren de. Hasta olunca bana o ÅŸifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek olan odur. Yargı gününde hatamdan dolayı beni cezadan korumasını beklediÄŸim de odur. Rabbim! Bana doÄŸrunun bilgisini ver ve beni iyiler arasına kat.” (Åžuara 26/69-83) “Biz daha önce İbrahim’in olgunluÄŸunu saÄŸlamıştık. Biz onu zaten biliyorduk. Bir gün İbrahim, babasına ve kavmine şöyle dedi: “Nedir bu heykeller ki onlara baÄŸlanıp duruyorsunuz?” “Biz bildik bileli atalarımızı onlara kulluk eder.” dediler. “And olsun ki hem sizler hem de babalarınız açıkca yoldan çıkmışsınız” dedi. “Sen bize gerçek bir iddia ile mi geldin yoksa ÅŸakacılardan biri misin?” dediler. “Hayır dedi; Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir, onları yaratan odur. Ben de buna tanık olanlardan biriyim.” “Siz dönüp gittikten sonra, vallahi putlarınıza bir oyun oynayacağım.” Derken onları parça parça etti, sadece büyüğünü bıraktı. Olur ki, ona baÅŸvururlar. “Tanrılarımıza karşı bunu kim yaptı? O muhakkak zalimlerden biridir” dediler. “Bir gencin onlara dil uzattğını duymuÅŸtuk. Ona İbrahim denir.” dediler. “Getirin onu herkesin gözü önüne. Belki bir gören olmuÅŸtur.” dediler. “İbrahim! dediler. Bu iÅŸi tanrılarımıza karşı sen mi yaptın?” “Belki ÅŸu büyükleri yapmıştır, dedi. Onlara bir sorun. EÄŸer konuÅŸurlarsa.” Hemen kendilerine geldiler ve “O zalim, asıl sizsiniz” dediler. Sonra baÅŸları yere döndürüldü de şöyle dediler: “İbrahim! Sen de çok iyi bilirsin. iÅŸte bunlar konuÅŸamazlar.” “Yani ÅŸimdi siz, Allah’ın berisinden, size ne bir fayda saÄŸlayacak ne de zarar verebilcek bir ÅŸeye kulluk ediyorsunuz, öyle mi? İşte hem size hem de, Allah’ın berisinden neye kulluk ediyorsanız ona yuh olsun! Siz aklınızı kullanmaz mısınız?” dedi. “EÄŸer bir ÅŸey yapacaksanız, yakın ÅŸunu da tanrılarınıza yardım edin.” dediler. Biz de: “Ey ateÅŸ! İbrahim’e karşı bir serinlik ve bir esenlik ol.” dedik. Ona bir düzen kurmak istediler, ama biz onları çok zararlı çıkardık. Onu da, Lut’u da, herkes için kutsal kıldığımız o yere ulaÅŸtırıp kurtardık. İbrahim’e, İshak’ı ona ilaveten de Yakub’u verdik. Her birini iyi kimseler yaptık. Onları, buyruÄŸumuz altında doÄŸru yolu gösteren önderler kıldık. Onlara, iyi iÅŸler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk ederlerdi.” (Enbiya 21/51-73) “İbrahim babasına ve kavmine şöyle demiÅŸti: “Åžu kulluk ettiÄŸiniz de nedir?” Allah’ın berisinde uydurma tanrılar istiyorsunuz, öyle mi?” Varlıkların sahibine karşı kanaatiniz nedir?” Yıldızlara şöyle bir göz attı. “Ben rahatsızım” dedi. Arkalarını dönüp hemen gittiler. Sonra onların tanrılarına gizlice sokuldu: “Siz yemek yemez misiniz? Sizin neyiniz var? KonuÅŸmazsınız.” dedi. Derken, üzerlerine sokuldu ve olanca kuvvetiyle vurdu. Sonra süratle gelip önüne dikildiler. İbrahim onlara şöyle söyledi: “YonttuÄŸunuz ÅŸeye mi kulluk edersiniz? Oysa sizi ve ne yapıyorsanız onu yaratmış olan Allah’tır.” Dediler ki, “Onun için bir yer yapın da onu o ateÅŸin içine atın.” Ona karşı bir düzen kurmak istediler, ama biz onları en alçak bir duruma getirdik. İbrahim: “İşte ben Rabbime doÄŸru gidiyorum. O beni yola sokacaktır. Rabbim bana iyilerden birini nasibet” dedi. Biz de ona yumuÅŸak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.” (Saffat 37/85-99)

9- İnkarcıların Genel Tavrı “Bir gün İbrahim, babasına ve kavmine demiÅŸti ki: “Siz neye kulluk ediyorsanız ben ondan uzağım. Ama beni yaratmış olan farklı. O, yolumu gösterecektir.” İbrahim bunu, ardından gelecekler içinde kalıcı bir söz olarak bırakmıştır. Belki o tarafa dönerler. İşte ben hem bunları hem de babalarını geçindirdim durdum. Derken o gerçek ve onu açıklayan bir elçi geldi. Ne zaman ki onlara o gerçek geldi, şöyle dediler: “Bu bir büyüdür. İşte biz onu tanımayız.” Bir de ÅŸunu dediler: “Åžimdi bu Kur’an, iki ÅŸehrin birinden bir büyük adama indirilmeli deÄŸil miydi yani?” Rabbinin rahmetini paylaÅŸtırma iÅŸi onlara mı kaldı? Onların dünya hayatındaki geçimliklerini aralarında biz paylaÅŸtırmışızdır. Birini birinden basamak basamak üstün kılıdık ki, biri diÄŸerini bir hizmet için tutabilsin. Onlar ne biriktirseler, Rabbinin rahmeti ondan daha iyi olur. EÄŸer insanlar tek bir topluluÄŸa dönüşecek olmasalardı, Rahman’a karşı tanımazlık edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık. Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları divanları da öyle olurdu. Bir de onları altına boÄŸardık. Bütün bunlar dünya hayatının geçici menfaatinden baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Rabbinin katında olan Ahiret ise korunanlar içindir.” (Zuhruf 43/26-35)

10-Babası İçin İstiÄŸfarı “Kitapta İbrahim’den de söz et. Çünkü o, dosdoÄŸru bir peygamberdi. Babasına şöyle demiÅŸti: “Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve bir iÅŸine yaramayan ÅŸeye ne diye kulluk edersin?” “Babacığım! Bak, sana gelmeyecek bir bilgi iÅŸte bana gelmiÅŸtir. Sen bana uy, ben sana düzgün bir yol göstereyim.” “Babacığım! Åžeytana boyun eÄŸme. Çünkü ÅŸeytan Rahman’a baÅŸ kaldırmıştır.” “Babacığım! Ben asıl, Rahman’ın azabının seni çarpmasından korkarım. O zaman ÅŸeytanın yardakçısı olup çıkarsın.” Babası dedi ki: “Åžimdi sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun, İbrahim? Hele buna bir son verme, seni mutlaka taÅŸlarım. Artık beni yanlız bırak.” İbrahim, “HoÅŸca kal.” dedi. Seni azaptan korumasını Rabbim’den isteyeceÄŸim. Çünkü o beni çok kayırır.” “Sizden de Allah’ın berisinden neye yalvarıyorsanız ondan da ayrılıyorum. Ben Rabbime yalvarırım. Umarım, Rabbime yalvarmam sonuçsuz kalmaz.” (Meryem 19/41-48) “Cehennemlik oldukları ortaya çıktıktan sonra, yakınları bile olsa, ne o Peygamber müşriklerin azaptan korunmasını isteme hakkına sahiptir, ne de müminler. İbrahim’in, babasının azaptan korunmasını istemesi, sadece ona verdiÄŸi bir sözden ötürü idi.” (Tevbe 9/113-114)

11-Çocuk Müjdesi “İbrahim’in ağırlanan konuklarının hikayesi sana ulaÅŸtı mı? Bir gün onun yanına girdiler de “Selam” dediler. O da: “Selam” dedi.. Huylanacak bir topluluk…” Hemen gizlice ailesine gitti ve semiz bir buzağı getirdi. Önlerine doÄŸru sürdü: “Yemeyecek misiniz?” dedi. Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti. “Korkma” dediler ve ona bilgin bir oÄŸul sahibi olacağını müjdelediler. Karısı hemen çığlık içinde önlerine dikildi. Elleriyle yüzünü kapadı ve “Kısır bir ihtiyarım.” dedi. Dediler ki; “Bu böyle. Rabbin dedi. O, yerinde karar verir ve her ÅŸeyi bilir.” (Zariyat 51/31-37) “Elçilerimiz İbrahim’e o müjdeyi getirmiÅŸti. “Selam” demiÅŸlerdi. O da “Selam” demiÅŸ, çok geçmeden kızartılmış bir buzağı getirmiÅŸti. Ne zaman ki, ellerini ona sürmediklerini gördü, huylandı. Onlardan dolayı içinde bir korku hissetti. “Korkma, biz Lut kavmine gönderildik” dediler. Karısı ayakta idi güldü. “Biz de ona İshak’ı müjdeledik. İshak’ın ardından da Yakub’u. “Vay başıma! dedi. DoÄŸum mu yapacağım? Ben bir kocakarıyım. Kocam da bu; bir ihtiyar! Bu ÅŸaşılacak bir ÅŸey doÄŸrusu.” “Allah’ın iÅŸine mi ÅŸaşıyorsun? dediler. Allah’ın rahmeti ve bol vergisi üzerinizdedir, ey hane halkı! O en güzelini yapar, yücelerin yücesidir.” Ne zaman İbrahim’in korkusu gitti ve kendine o müjde de geldi bu defa elçilerimizle Lut kavmi hakkında tartışmaya baÅŸladı. İbrahim gerçekten yumuÅŸak huylu, yufka yürekli ve kendini Allah’a vermiÅŸ biridir. “İbrahim! Vazgeç bundan, dediler. Çünkü Rabbinin emri zaten verilmiÅŸtir. Artık onlara, geri çevrilemeyecek bir azap geliyor.” (Hud 11/69-76) “Onlara İbrahim’in konuklarından haber ver. O gün İbrahim’in yanına girmiÅŸlerdi de “Selam.” demiÅŸlerdi. O da “DoÄŸrusu biz sizden korku duyuyoruz” demiÅŸti. “Korkma, demiÅŸlerdi. Biz sana, bilgin bir oÄŸlun olacağını müjdeliyoruz.” “Bana yaÅŸlılık gelip çatmasına raÄŸmen mi müjdelediniz? Neyin müjdesini veriyorsunuz?” dedi. “Sana gerçeÄŸi müjdeledik, umudunu kesenlerden olma” dediler. “Yoldan çıkmışlardan baÅŸka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser ki?” dedi.” (Hicr 15/51-56) “Allah’a hamdolsun, yaÅŸlılığıma raÄŸmen bana İsmail ve İshak’ı verdi. Benim Rabbim duayı gerçekten iÅŸitir.” “Rabbim! Beni o namazı kılan biri eyle; çocuklarımı da. Rabbimiz! Duamı kabul buyur. “Rabbimiz! O hesabın kurulduÄŸu gün beni, anamı babamı ve müminleri bağışla.” (İbrahim 14/39-41)

12- OÄŸlunu Kurban Etmesi “İbrahim, “Rabbim! Bana iyilerden birini ver.” diye yalvarmıştı. Biz de ona yumuÅŸak huylu bir oÄŸlan müjdelemiÅŸtik. Çocuk yanısıra koÅŸma çağına gelince: “YavrucuÄŸum! dedi. Ben uykuda görüyorum ki, iÅŸte ben seni kesiyorum. Bir düşün, ne dersin?” Dedi ki; “Babacığım! Sana ne buyuruluyorsa yap. İnÅŸaallah beni sabredenlerden bulacaksın.” Ne zaman ki ikisi de teslimiyet gösterdi ve babası oÄŸlunu alnı üzerine yatırdı; “Ey İbrahim! diye seslendik. Sen rüyayı gerçekten doÄŸru yorumladın. Biz güzel davrananları iÅŸte böyle ödüllendiririz.” Çünkü bu apaçık bir deneme idi. Ona kan bedeli olarak büyük bir kurbanlık verdik. Sonra gelenlerin içinde onu bu teslimiyetiyle bıraktık. Selam olsun İbrahim’e. Güzel davrananları iÅŸte böyle ödüllendiririz. O, gerçekten inanmış kullarımızdandır. Ona, iyilerden biri olan İshak’ı peygamber olarak müjdeledik. Hem onu hem de İshak’ı uÄŸurlu kıldık. Her ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıkca kendi kendine kötülük eden de.” (Saffat 37/100-113)

13-İbrahim’in Soyu “Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini baÅŸkalarına tercih etti. Bir tek soydan, biri diÄŸerindendir. Allah iÅŸitir, bilir.” (Ali İmran 3/33-34) “Ne zaman İbrahim kavminden ve Allah’ın berisinden neye kulluk ediyorlarsa ondan ayrıldı, biz de ona İshak’ı ve Yakub’u bağışladık. Her birini bir peygamber yaptık. Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onların, doÄŸruların dilinde üstün bir ÅŸekilde anılmalarını saÄŸladık.” (Meryem 19/49-50) “Ona İshak’ı ve Yakub’u bağışladık, her birini doÄŸru yola eriÅŸtirdik. Daha önce de Nuh’u doÄŸru yola eriÅŸtirmiÅŸtik. İbrahim’in soyundan Davud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u da. İşlerini iyi yapanları iÅŸte böyle ödüllendiririz. Zekeriyâ, Yahyâ, İsa ve İlyas; hepsi de iyilerdendir. İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut; hepsini baÅŸkalarından üstün kıldık. Babalarından, soylarından ve kardeÅŸlerinden kimilerini de. Onları tek tek seçtik ve doÄŸru yola eriÅŸtirdik. Bu, Alah’ın yoludur. Orayı kullarından dilediÄŸine gösterir. EÄŸer onlar ortak koÅŸmuÅŸ olsalardı yaptıkları ne varsa boÅŸa çıkardı. Kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiklerimiz iÅŸte onlardır. Bunlar eÄŸer onları tanımazlık ederlerse, bunu, onları tanımazlık etmemiÅŸ olan bir topluma veririz. Onlar Allah’ın doÄŸru yola eriÅŸtirdiÄŸi kimselerdir. Sen onların izinden git. De ki “Sizden buna bir karşılık istemem. Bu herkes için sadece bir hatırlatmadır.” (En’am 6/84-90)

14- İnananların Mükafatlandırılmaları “Kullarımız İbrahim, İshak ve Yakup’tan söz et. Güçlü ve gönülgözü açık olanlardan. Yalnız o yurdu düşünmelerine karşılık biz onları arındırmışızdır. Onlar katımızda gerçekten seçkin ve iyi kimselerdendirler. İsmail’den, Elyesa’dan, Zülkifl’den de söz et. Hepsi de iyi kimselerdendir. İşte bu bir anmadır. Korunanlar için gerçekten güzel bir gelecek vardır. Kapıları onlar için açılmış Adn cennetleri. Orada geriye yaslanarak bol meyve ve içecek isteyeceklerdir. Yanlarında, gözlerini üstlerinden ayırmayan dilberler vardır. Hesap günü için, size söz verilen budur. İşte bu bizim rızkımızdır. Onun tükenmesi diye bir ÅŸey yoktur.” (Sad 38/45-54)

 

Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır